|
|
Dört Sütun
İnsan Gövdesinden Daha Kalın
Halatlarla Taşındı

Süleymaniye, İslam Medeniyetinin görkemini sergilemek için
kurulmuş muhteşem güzellikte bir binaydı. Bu binayı ayakta
tutmak için, dört köşesine dikilmiş dört eşsiz sütun nice
aramayla bulunmuştu.
Bu eşsiz dört sütundan birisi İskenderiye'den, öbürü
Baalbek'ten büyük gemilerle getirtilmişti. Paha biçilemezdi
hiçbirine.
Üçüncüsü İstanbul'da, Kıztaşı mahallesinde dikili duruyordu,
dördüncüsü Topkapı Sarayı'nda bulunmuştu.
Kıztaşı mahallesindeki dikili yerinden sökülen sütunun
apayrı bir macerası vardı. Bu sütunun dikili olduğu yerden
sökülmesi İstanbul'da olay olmuştu. Halk günlerce bu konuyu
konuşmuş, Kıztaşı mahallesi panayır yerine dönmüştü. Büyük
bir şenlik kurulmuştu meydana. İstanbul o gün, genciyle
yaşlısıyla oraya akmıştı. Kıztaşı mahallesindeki dikili taş,
Bizanslılar zamanından kalma "tû-bâ ağacı gibi, yekpare
bir sütun"du.

"O pak mermer, öyle bir sütun ki Dönen gökyüzünün ekseni
sanki
Bir kız bir şazine dökmüş Anılmak için bu sütunu dikmiş
Dağları delen bir ustaydı yetişip gelen Sütunsuz kubbeye
bu sütunu diken."
Mimar Sinan'ın gözetiminde, önce sütunun etrafına büyük
kalyon direklerinden nice sütunlar dikildi. Sonra kat kat,
çok sağlam bir iskele kuruldu. Bu uğraş günlerce sürdü.
Herkesin merakı arttıkça arttı.
Büyük mavnaların palamarlarından, kat kat birbirlerine
eklenmeleri suretiyle, insan gövdesinin kalınlığından daha
kalın halatlar elde edildi. Bu, insan gövdesinden daha kalın
halatlar, demir makaralara bağlandı. Sonra sütunun
gövdesine, sütunun boyuna ulaşan uzunlukta büyük kadırga
direkleri bağlandı. Bunların iki yerine insan gövdesinden
daha kalın halatlar bağlandı. Bu halatlara çelik makaralar
takıldı. Sütunu yerinden edecek bir mekanizma kuruldu.
Nice güçlü ırgat, sütunu yerinden koparmak için birçok çark
kurdular sütunun etrafına. Sonra herkes; çark kuran
ırgatlar, yeniçeriler, acemioğlanlar, nice esir, sırayla
çarklara girip çıktılar. Bütün güçleriyle çarkları
çevirdiler. Çevirdikçe çevirdiler. Çarkların birinden
çıkanların soluyuşları birer haykırış gibiydi.
Çarklardakiler hep bir ağızdan bir seferinde, "Koma hay!
Koma hay! Koma hay!" diye nara atıp şevke gelip bütün
güçleriyle çark çevirdiyse, öbür seferde "Allah! Allah!"
narası atılıyordu. Naralar, çarklar öyle çok, öyle çok döndü
ki o gün İstanbul, "Allah! Allah!" ve "Koma hay! Koma hay!"
naralarıyla hop oturup hop kalktı.
O muazzam sütun yerinden edildi. Yerinden edilirken öyle bir
ateş çıktı ki orada bulunanlar şimşek üstüne şimşek çakıyor
sandı. Pehlivanlar, kendi ekseni etrafında dönen bir dingil
gibi sütunu kopardıkları zaman, makaralardan yıldırımlar
çıkmaya başladı. Herkes korkudan, "Allah! Allah!" çekti. O
kocaman, kalınlığı insan gövdesinden daha kalın halatlardan
biri, dayanamayıp bir sahra topu gibi patladı. O koca
halatlardan birkaçı daha dayanamadı sütuna. Patlayanların
yerine derhal yedekleri sokuluyordu. İş ustalıkla
ilerletiliyordu. Sonunda sütun dikili olduğu yerden
indirildi.
Sütunun yere inişi ahalide büyük bir sevinç yarattı. Nice
kurban kesilip yoksullara dağıtıldı. Bu işin kazasız belasız
nihayete erişi böylece kutlandı.
Sütun bir kez yere indirilmişti ya, inşaat alanına
götürülmesi çok daha kolaydı. Filenke diye tabir edilen özel
bir arabayla Süleymaniye'ye taşındı. Diğer sütunların yanına
konuldu. Her bir sütun, kesilip birbirlerine eşitlendi.
Her birinin
boyu dokuz metre iki santim, çapları da bir metre on dört
santimdi.
İşte Süleymaniye'nin dört bir tarafında bu dört sütun
vardır.
Evliya Çelebi, eşsiz kitabı Seyahatname'de, bu dört sütunun
hikâyesini anlattıktan sonra, bu sütunlara paha
biçilemeyeceğini, her birinin en az on tane Mısır hazinesine
bedel olduğunu bildirir.

|
|
|
|
Eklenme Tarihi: 2008/06/23 - 20:34 / Ekleyen: Mimar Sinan Webmaster
|
8888 sinan road, atatürk ile mimar sinan, atatürk mimar sinan, mimar, mimar ekibi, mimar kime denir, mimar nedir, mimar sina, mimar sinan, mimar sinan a mektup, mimar sinan biyografisi, mimar sinan camii, mimar sinan eserleri, mimar sinan forum, mimar sinan fotoğrafları, mimar sinan güzel sanatlar, mimar sinan güzel sanatlar fakültesi, mimar sinan hakkında, mimar sinan hakkında bilgi, mimar sinan hakkında bilgiler, mimar sinan hayat, mimar sinan hayati, mimar sinan hayati eserleri, mimar sinan hayatı, mimar sinan hayatı eserleri, mimar sinan heykeli, mimar sinan kimdir, mimar sinan konservatuar, mimar sinan lisesi, mimar sinan neden büyüktür, mimar sinan nın hayatı, mimar sinan resimleri, mimar sinan resmi, mimar sinan selimiye, mimar sinan selimiye camii, mimar sinan türbesi, mimar sinan universitesi, mimar sinan vikipedi, mimar sinan üni, mimar sinan üniversitesi, mimar sinan üniversitesi güzel sanatlar, mimar sinan üniversitesi güzel sanatlar fakültesi, mimar sinan üniversitesi resimleri, mimar sinan ünv, mimar sinan ın eserleri, mimar sinan ın hayatı, mimar sinan ın hayatı eserleri, mimar sinan ın yaptığı eserler, mimar sinana, mimar sinana mektup, mimar sinanin eserleri, mimar sinanin hayati, mimar sinanin hayati eserleri, mimar sinanin hayatı, mimar sinanın, mimar sinanın biyografisi, mimar sinanın eseri, mimar sinanın eserleri, mimar sinanın eserlerinin resimleri, mimar sinanın hayat, mimar sinanın hayati, mimar sinanın hayatı, mimar sinanın hayatı eseri, mimar sinanın hayatı eserleri, mimar sinanın hayatı esrleri, mimar sinanın hayatı kısa, mimar sinanın hayatı vikipedi, mimar sinanın hayatı yaptığı eserler, mimar sinanın kısaca hayatı, mimar sinanın mektubu, mimar sinanın yaptığı eserler, mimar sinanın yaşamı, mimar sınan, mimar sınanın hayatı, mimarsinan, mimarsinan atatürk, mimarsinan eserleri, mimarsinan kimdir, mimarsinan üniversitesi, selimiye cami, selimiye camii, selimiye camisi, selimiye camisi nerede, sinan, sinan göker, sinan perfume, sinan sakic, sinan vllasaliu, süleymaniye camii, süleymaniye camisi, teknoloji tasarım, şehzadebaşı cami, şehzadebaşı camii, mimar sinan, hayatı, eserleri, süleymaniye, selimiye, camii, selimiye camii, süleymaniye camii, mimar sinan'ın hayatı, Mimar sinan eserleri, mimar sinan hayatı, blue mosque
88