zur Homepage

          

 

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.


Sinan'ın da şikayetleri var

80 YILA YAKIN BİR SÜRE Sarayda kalan, bunun yarısını da Hassa Mimarbaşısı olarak geçiren Sinan, bütün devlet erkânı gibi o da çeşitli dönemlerde, kazandıklarıyla mal mülk sahibi olmuştu. Sinan'a ayrıca Sarayın verdiği vakıf malları da vardı. Sinan buralardan elde ettiği gelirle geçiniyor, artakalanıyla da yeni mal varlıkları ediniyordu. Zaman zaman, bu mallarını denetimden uzak kaldığı da oluyordu.
Öyle ya, aynı anda üç beş eserin birden inşasına koşan bir insan, kendi servetinin gelirini nasıl denetleyecek, hatta bu mallarının sahipliğini nasıl yürütecekti? İşte, bu hallerde, uğradığı sıkıntılarını gidermek için müracaat mercii olarak Sarayı görüyor ve o da, diğer sade vatandaş gibi haklarının korunması için Saraya mektuplar yazıyordu.
Elimizde bulunan bazı fermanlarda. Koca Sinan'ın Saraya yaptığı şikayetler üzerine çıkarılan emirnameler anlatılıyor. Sinan'ı şikayet edenlere karşı, Sinan'ın şikayetlerini de dikkate almak istediğimiz için, bu fermanları burada vermeyi uygun gördük.


Kayseri Beyine ve Kayseri Kadısına hüküm ki: Mimarbaşı  Sinan (Tanrı ululuğunu arttırsın) Koramaz nahiyesi Ağırnas adlı köy sınırında, adı geçen köy halkını ziyaret ettiğini, Dönekli adlı yedi yük akça gelirli tarlanın dörtte birinin Hoca Ömer'in çocukları ve dörtte ikisinin Haracı oğlu Ahmet üzerine kayıtlı olduğunu, fakat şimdi adı geçenlerinsoylarının tükenip dışardan gelen bazı kimselerin; soy evlatsızdır diyerek el koyduklarını bildirip, adı geçen tarlanın kullanma hakkının kendisine verilmesi için rica ettiğinden büyürdüm ki:
Bakınız, mesele bildirildiği gibi ise, dışardan bazı kimseler anlatıldığı gibi el koymuşlarsa, olanı biteni geniş ve açık yazıp kutlu eşiğime sunasınız. (Mimarbaşı'nın oğlu kapı Kethüdasına verildi.)
29 Zilkade 978 (1567)


Burgaz ve Vize Kadılarına hüküm ki: Şimdi hassa mimarlarımın başı olan Sinan, Vize kazasında arpalık olarak kullandığı Turulye köyünü eli altında bulunduran Hüsrev adlı adamın kendisine mektup yazıp, adı geçen köyde bir kâfirde parası olduğunu, adamın ödemeden öldüğünü, kendisinin yaralı olduğu için varamayıp mührünü göndererek araçlarını mühürlemişken Vize Kadısı vekilinin adam gönderip, "Adı geçen zımminin araçlarını ve avradını getirsin" diye tenbih ettiğini, harekete dermanı olmadığı için gidemediğini, bunun üzerine, adı geçen kadı vekilinin "Şeriatın emrine uymadın" diye on beş kişi gönderip hasta yatarken zorla alıp getirttiğini, vardıkta iki yüz değnek vurup köy halkında da bir bölüğüne üçer yüz değnek vurup haksızlık ve kötülük yaptığını, "Ölürsem adı geçen vekilin döğmesindendir" diye bildirdiğini söylemiştir.
Büyürdüm ki: Yüce hükmüm ulaştıkta adı geçen vekili getirip sen kendin onun yanında inceden inceye haktan ayrılmadan teftiş edip göresin, gerçekten adı geçen vekil söylenen adamı o şekilde döğüp kötülük etmiş midir? Sebep nedir?
Vekili yanından uzaklaştırıp, bu konuyu etraflı öğrenerek yazıp bildiresin. Sonra yüce emrim nasıl erişirse gereğince işleyesin.
5 Ramazan 983 (1575)

Hamid İli Sancağı Beyine: Afşar, Eğridir, Gönen ve Yalvaç Kadılarına hüküm ki: Şimdi burada yerleşmekte olan müderris Kadılar, ortak dilekçe göndererek Eğridir kasabasında oturmakta olan Şah Mehmed adlı mübaşirin üç dört yıldan beri padişah haslarından adı geçen sancağın vergilerini iltizam yoluyla aldığını, yanına on beş -yirmi başıbozuk delikanlı topladığını, bir kadılıktaki fakirlerin kullarını ve cariyelerini alarak bir başka kadılığa naklettiklerini ve budur diye sicil ettirerek hemen bir delikanlının eline verip Karaman vilayetine ve başka vilayetlere gönderip akçalarını aldığını ve suçsuz yere "Siz mal bulmuşsunuz" ve "Sizde devlet malı var mı?" diyerek yanında kendi isteğine uyar nice yalan şahitler uydurup, üzerlerine olmamış hususlar atarak ellerinde olan mallarını aldığını ve bazı Müslümanların tüyü bitmemiş oğlanların yanında olan delikanlılarına çektirip ve bazı namuslu kimselerin kızlarının arasına girip el koyarak, kendisinin yakınlarından ve yardımcılarından kızların dengi olmayan kimselere alıp verdiğini, daha bunun gibi zulüm ve kötülüklerinin sonu olmadığını, "Devlet malının tahsiliyle görevlidir, mübaşirdir" diye kadıların onun zulmünü ortadan kaldıramadıklarını, bundan başka, kendisi de "Bunun üzerinde devlet malı varken, kimse hak talep ederse aldırmayasın" diye emir göstererek valiler ve hakimlerin de şikayeti gerektirecek teşebbüslerden geri kaldıklarını, bu yüzden, kendi bildiği gibi işleyip, özellikle süresi dolduğu halde, sadece devlet malı ile ilgim olsun diye zimmetinde bir miktar bıraktığını ve o sebepten de günden güne bozukluğunu ve alçaklığını artırdığını ve mimarbaşı olan Sinan'ın hamam haramilerini alıp, adı geçen sancakta bulunan tımarın gelirini toplamaya varan adamlarını leventlerine öldürtüp, tımardan topladıkları akçalarını aldıklarını, bunlardan bir kısmının yakalandıklarında, bilindiğini bildirmişlerdir.
Bu yüzden şeriatın gereğinin uygulanmasını büyürdüm ki: Maliye tarafından gönderilen yüce emrim uyarınca, zimmetinde olan devlet malı tamamıyla derlenip toplandıktan sonra, haklarını dava eden hasımlarıyla muhakemeye birlikte varıp, yalnız şeriatın hükmüyle yetinmeyip, üzerinden on beş yıl geçmemiş hususları da hak üzere teftiş edip göresiniz. Gerçekten bize bildirildiği gibi ise, o konuda yüce şeriatın gereği ne ise yerine getiresin. Ve zimmetinde devlet malı vardır diye fakirlerin uğradıkları zulümleri görmemezlikten gelip, davayı uzatmaktan sakınasın. (Davacılar İstanbul'a geldiğinde bu hüküm verildi.)
20 Cemaziyelahir 985 (1577)


Bir yönetimin sosyal politikaları belirlenirken, en önemli hareket noktası olarak, insanlarının refahı dikkate alınır. Bütün sistemler, kendi cemiyetinin varolmasını bu refah endeksleri üzerine kurar.
 

Sinan kendisini şikayet edenlere ne kadar hak verdiyse, kendisinin de şikayetlerini dile getirmede o kadar haklı olmalıydı.

Bu belirleyici unsur, insanlar arasında dengeyi bozup birinin diğerine tahakkümüne varırsa, o toplumu meydana getiren fertlerden çok, sistemin kendisi yara alır ve göçer.

Bu işin şuurunda olan Osmanlı İmparatorluğu, yükselme döneminde, kesinlikle taviz vermemiş ve kendi otoritesini, bir kaba kuvvet gösterisi haline getirmeden, eşitlik ilkesine uymuştur.
Bakınız, yukarıdaki ferman bunun ne güzel örneği... Adam, kendisine verilen yetkiyi suiistimal ediyor, bu konu saraya kadar bizzat mağdur olanlar tarafından araya herhangi bir vasıta konulmadan ulaştırılıyor ve Saray Kadısı hükmünü yazarken, "Bu konuda yazılanlar doğru ise kanunu doğru uygula, üzerinde devletin malı vardır diye fakirin hakkını ve uğradığı zulümleri görmezlikten gelme!" diyor. Burada, otorite Sinan'ı da sade bir vatandaş kabul ediyor ve onun hakkı için de aynı yolu tavsiye ediyor.
Burada sözü edilen olayların sonuçlarının neye vardığını bilemiyoruz. Bilinen odur ki, hak aramada kimseye herhangi bir kayıt yoktur. Nasıl ki, Sinan'dan yakınlarının şikayetleri ele alınıp sahiplerine tatmin edici kararlar bildirilmişse, burada da aynı usulden gidilmiş ve sözü edilen mağduriyetlere son verilmiştir. Zaten böyle olmasaydı, Osmanlı İmparatorluğunu cihan hakimiyetine götüren yollar açılır mıydı? Ona ufku, öncelikle kendi kozası içerisindeki bütünlüğü ve gecikmeden yerine ulaşan adaleti sağlamıştır.
Osmanlı İmparatorluğu inanıyordu ki, geciken adalet bile, verilmeyen adalet kadar kötü sonuçlar doğurur. Bunun için de Saray, otorite şemsiyesini açarken, hiç kimseyi o gölgenin dışında bırakmamış ve tatlı-sert bir yönetim biçimi içerisinde, ama çoğunlukla şefkatli, merhametli, korumacı tavrıyla, teb'asına huzur çeşmelerinin imbiklerinden kana kana besleyici hayat suyunu içirmiştir.
 

 
Eklenme Tarihi: 2008/06/23 - 23:00 / Ekleyen: Mimar Sinan Webmaster

8888 sinan road, atatürk ile mimar sinan, atatürk mimar sinan, mimar, mimar ekibi, mimar kime denir, mimar nedir, mimar sina, mimar sinan, mimar sinan a mektup, mimar sinan biyografisi, mimar sinan camii, mimar sinan eserleri, mimar sinan forum, mimar sinan fotoğrafları, mimar sinan güzel sanatlar, mimar sinan güzel sanatlar fakültesi, mimar sinan hakkında, mimar sinan hakkında bilgi, mimar sinan hakkında bilgiler, mimar sinan hayat, mimar sinan hayati, mimar sinan hayati eserleri, mimar sinan hayatı, mimar sinan hayatı eserleri, mimar sinan heykeli, mimar sinan kimdir, mimar sinan konservatuar, mimar sinan lisesi, mimar sinan neden büyüktür, mimar sinan nın hayatı, mimar sinan resimleri, mimar sinan resmi, mimar sinan selimiye, mimar sinan selimiye camii, mimar sinan türbesi, mimar sinan universitesi, mimar sinan vikipedi, mimar sinan üni, mimar sinan üniversitesi, mimar sinan üniversitesi güzel sanatlar, mimar sinan üniversitesi güzel sanatlar fakültesi, mimar sinan üniversitesi resimleri, mimar sinan ünv, mimar sinan ın eserleri, mimar sinan ın hayatı, mimar sinan ın hayatı eserleri, mimar sinan ın yaptığı eserler, mimar sinana, mimar sinana mektup, mimar sinanin eserleri, mimar sinanin hayati, mimar sinanin hayati eserleri, mimar sinanin hayatı, mimar sinanın, mimar sinanın biyografisi, mimar sinanın eseri, mimar sinanın eserleri, mimar sinanın eserlerinin resimleri, mimar sinanın hayat, mimar sinanın hayati, mimar sinanın hayatı, mimar sinanın hayatı eseri, mimar sinanın hayatı eserleri, mimar sinanın hayatı esrleri, mimar sinanın hayatı kısa, mimar sinanın hayatı vikipedi, mimar sinanın hayatı yaptığı eserler, mimar sinanın kısaca hayatı, mimar sinanın mektubu, mimar sinanın yaptığı eserler, mimar sinanın yaşamı, mimar sınan, mimar sınanın hayatı, mimarsinan, mimarsinan atatürk, mimarsinan eserleri, mimarsinan kimdir, mimarsinan üniversitesi, selimiye cami, selimiye camii, selimiye camisi, selimiye camisi nerede, sinan, sinan göker, sinan perfume, sinan sakic, sinan vllasaliu, süleymaniye camii, süleymaniye camisi, teknoloji tasarım, şehzadebaşı cami, şehzadebaşı camii, mimar sinan, hayatı, eserleri, süleymaniye, selimiye, camii, selimiye camii, süleymaniye camii, mimar sinan'ın hayatı, Mimar sinan eserleri, mimar sinan hayatı, blue mosque

88