zur Homepage

          

 

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

 

1568-1575

Camii yapımında 14000 işçi ve 400 kalfa çalışmıştır.

Camii külliyesiyle birlikte 22000 metrekarelik alanda kuruludur.

Mimar Sinan Selimiye camii kıblesini tayin etmeye çalışırken epeyce çalıştı. Çalışmalar sürerken yanında bir Pir-i Fani belirdi. Kendisine  yanlarında duran mermeri göstererek "ey Mimarbaşı şu mermerin üstüne çık biiznillah kabeyi göreceksin" dedi. Mimar Sinan Mermerin üstüne çıktığında kıbleyi gördü...

Edirne'nin neresinden girilirse girilsin gözleri ihtişamıyla selimiye karşılar...

Sinan'ın kendi anlatımıyla devam edelim...

“Sultan Selim Han, Edirne'yi çok severlerdi. Bu şehirde büyük bir cami yaptırmak arzu ettiler. Bana ferman buyurdular ki, "Rüzgârda misali olmaya". Edirne'ye gidip çalışmaya başladım.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.


Caminin dört minaresini kubbenin dört tarafına oturttum. Her birine üçer şerefe yaptım. İki minaresinin üçer merdiveni vardır. Çıkanlar birbirini görmezler. İlk merdiven birinci şerefeye, ikinci merdiven ilk iki şerefeye, üçüncü merdiven ise üç şerefeye birden açılır.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Edirne'de benim camiîmden evvel en büyük cami üç şerefeli idi. Minaresi azametli ise de, kuleye benziyordu, gayet kalındı.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.


Sultan Selim Camii'nin minareleri ise hem naziktir, hem de üçer yolları vardır. Ki, bu kadar ince minarede üç yol yapmanın gayet müşkül olduğunu aklı başında olanlar anlar. Kubbesi de pek azametlidir. Yapılırken herkes, "Daire-i imkândan hâricdir" deyu dedikodu yapmışlardı. "Ayasofya kubbesi gibi kafirlerin mimar geçinenleri, Müslümanlara galabemiz vardır" derlerdi. "O kadar büyük kubbe oturtmak gayet müşküldür" dedikleri, bana dert olmuştu.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.


Sultan Selim Camii'ni yaparken, Allah'ın yardımı ve Sultan Selim Han'ın arzusu üzerine kubbesini Ayasofya kubbesinden 6 arşın boydan, 4 arşın derinlikten ziyade eyledim"

Zehî Sultan-ı âdil Şâh-ı devrân
Şeh-i âlem Selim Han bin Süleyman

Edirne şehrine kıldı nazar o!
Kodu hayr ile âlemde eser ol

Bu âlî camii ol kıldı bünyâd
Cihan durdukça ola hayr ile yâd

Nezâket dikkat ü hem resm-i hey'et
Muhassal hatm olubdur onda san'at

Direksiz kubbenin altında el-hak
O kubbe oldu bir tab-ı muallak

"Ayasofya gibi kubbe asla yapılmaz"
Bahs eder hep cümle dünyâ

Bu âlî kubbe andan oldu a'zâm
Kalanın bilmezim Allahü a'lem”
 

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.


Buradan çıkarılacak iki sonuç vardır. Birincisi sağlam bir dini terbiyenin getirdiği şuurlu iman diğeri ise iradeli ve tutarlı bir meslek iddiası.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.


Kanuni Sultan Süleyman'ın vefatından (1566) sonra tahta geçen II. Selim, babasının inşa ettirdiği Süleymaniye Külliyesi'ne eş değerde bir eserin öncelikle İstanbul'da inşa edilip edilemeyeceğini incelettikten sonra, caminin Osmanlı Devleti'nin bir önceki başkenti Edirne'de yapılmasının uygun olacağına karar vermiş olmalıdır. Bu kararda muhtemelen, 1560'larda İstanbul'da tek uygun yer olarak gözüken ve daha sonra 1609-1616 yıllarında üzerinde Sultan Ahmet Camii'nin inşa edildiği Hipodrom bölgesinde Sokullu Mehmet Paşa ve Rüstem Paşa saraylarının mevcut bulunması rol oynamıştır.
 

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

II. Selim'in, yaptıracağı camiye yer açtırmak amacıyla iki kıymetli devlet adamına ait yapıları, özellikle Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa'nın sarayını yıktırması düşünülemezdi. Sinan'ın 1566-1568 yılları arasında Selimiye'nin yerini ve mimarî tasarım sistematiğini belirlemek için ciddi bir hazırlık yaptığı anlaşılmaktadır. Selimiye'nin oluşumuna yön veren birikimi yanında, yerin özellikleri ile mimarinin ruhunu bağdaştırmak Sinan'ın tasarımında tayin edici bir etken olmuştur.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

1360'da fethedilen ve 1367'de başkent yapılan Edirne, 1516. asırlarda Tunca Nehri ile tepenin en üstünde bulunan İçkale arasında büyümüş ve bu gelişmenin gereği olarak da Eski Camii (1402), Üç Şerefeli Camii (1447) gibi önemli iki yapı İçkale sınırlarının hemen dışında inşa edilmişti. Selimiye'nin üzerinde yer aldığı İçkale'nin güneydoğusunda Muradiye (1436), İstanbul yolundan Edirne'ye girişte Ayşe Kadın Camii (1468), İstanbul Edirne yolu civarında İçkale'yi doğu yönünde çevreleyen mahallelerin arasında da Rüstem Paşa Kervansarayı yer alıyor, kervansaray Eski Camii ile Üç Şerefeli Camii'nin belirlediği şehir merkezine hizmet veriyordu.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

II. Bayezid Külliyesi (1484-1488) ise Osmanlı Devleti'nin Balkanlar'a ve Avrupa'ya düzenlediği seferlerin başlangıcında ordunun topluca namaz kıldığı, nehre yakın düz alanda inşa edilmişti. Tunca Nehri'nin karşı yakasındaki Edirne Sarayı'na padişah ve şehzadeleri rağbet ediyor ve sıklıkla kullanıyorlardı.

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Bu yerleşmeler bütünlüğü içinde, Sarayiçi'nden, Muradiye Camii'nin üzerinde yer aldığı Kıyık Tepe ve civarındaki mahallelerden, Bayezid Külliyesi yöresinden, nehir kıyılarından, köprülerden, İstanbul'dan ve diğer yönlerden Edirne'ye ulaşan yollardan görülebilen, şehre ve çevreye hakim İçkale'deki merkezî konumu ile Selimiye, Tunca nehri boyunca ilerlendikçe konutların zaman zaman sakladığı ihtişamlı mimarisini aniden yeni vecheleriyle sunacak şekilde inşa edilmişti. Balkanlar ve Trakya'nın düzlükleri arasında Tunca ve Meriç nehirlerinin çevrelediği tepe üzerindeki Edirne şehrinin kucakladığı caminin biçimi, bu konumuna uygun olarak merkezî karakterlidir. Cami, bütün Türk-Osmanlı ev mimarisinde olduğu gibi, yukarıdan aşağıya doğru inen bir konstrüktif çözümlemeyle namaz kılma düzeni ve çevre verileri göz önünde bulundurularak tasarlanmıştır.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.


İstanbul Sultan Selim, Bayezid ve Süleymaniye camileri, padişahların kılıç kuşanma, bayram namazı kılma ve ecdad mezarlarını ziyaret gibi vesilelerle şehre çıktıklarında takip ettikleri yollar üzerinde, manevî temellere dayalı merasimler sisteminin gereklerine uygun olarak sıralanmıştır. Selimiye Camii de İstanbul'dan Edirne'ye yaklaşan düz yolda 20 km uzaktan muhteşem kubbeleri ve minareleriyle şehrin sembolü olarak görülebilecek ve yolun her alçalıp yükselişinde kâh kaybedilip kâh yeniden fark edilerek çeşitli noktalardan ve saraydan seyredebilecek şekilde yerleştirilmiştir.
 

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Selimiye Camii, Osmanlı mimarisi ve Sinan hakkında yapılan çalışmalarda, üstünde en çok durulan eserdir. Ancak genellikle mimariyi bir plan şeması meselesine indirgeyen veya belirlenmiş bir gelişim sürecinin sonunda ulaşılmış şâhika olarak tek boyutlu değerlendirme yanlışından ötürü Sinan mimarisinin meseleleri anlaşılamamıştır.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.


Selimiye'yi anlayabilmek için Edirne'nin başkent olduğu dönemde (1367-1453) vücuda getirilmiş eserlerin hangi özellikleriyle ona yön verdiklerini, Sinan'ın ilk eserlerinden itibaren vücuda getirdiği yapılarla kazandığı bilgi, duyarlılık ve tecrübeyi Selimiye'ye nasıl aktardığını açıklamak, Selimiye Camii'ni ustalık çalışması olarak tanımlayan Mimar Sinan'ın bu eseriyle çıraklık dönemi ürünü saydığı şehzade Mehmed Camii'ni ve kalfalık dönemi ürünü saydığı Süleymaniye'yi hangi yollarla aşmış olduğunu araştırmak gerekir.
 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Edirne'de Sinan'ın mimarisine göre belirgin farklılıklar gösteren yapı, Eski Camii'dir. Kalın, az pencereli sağır çevre duvarının içinde kalın kesitli ayakların taşıdığı geniş ve sakin kemerler üzerindeki 9 kubbenin örttüğü yapı, bu özellikleriyle Yıldırım Bayezid'in inşa ettirdiği Bursa Ulu Camii gibi, bulunduğu yerde sonsuza kadar var olacakmışcasına zemine bağlanmış, bir sembol olarak İslâm dünyasında benzeri az olan bir kalıcılık ifadesinin mimarideki tezahürüdür.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Edirne Muradiye, Bursa Yıldırım ve Yeşil camileri gibi yamacın yüksek bir noktasını tezyin ederek yer alan Bursa tipi cami plan ve mimarisinin bir devamı olan Üç Şerefeli Camii ise Osmanlı mimarisinin etkileyici yeni bir adımı ve üzerinde durulması gereken bir şaheseridir. Üç Şerefeli Camii, minaresi ve minare etrafında dolanarak yükselen koyu kırmızı ve beyaz burmaların benzersiz biçim gücü ve sona erişlerinin keskin geometrisiyle Eski Camii geleneğinin devamıdır. Üç şerefeli Camii'nin önemli olan yönü, kare plan üzerinde kubbeden oluşan ilk Osmanlı cami tipinden Bursa 'T' planlı cami tipine geçiş gibi, o zamana kadar benzeri olmayan bir gelişmeye ortadaki büyük kubbenin iki yanında ikişer küçük kubbeyle ve bu kubbeleri taşıyan iki ayak yardımıyla İslâmî ibadet şeklinde önemli olan saf düzeni için gereken enlemesine genişleyen mekânı oluşturmasıydı.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Edirne'nin Osmanlı mimarlığına bu üç önemli katkısını takiben, II. Bayezid Külliyesi, insanî ölçeği ile azla yetinmenin erişilmez sadelik, yücelik ve tezyinîliğini bir araya getirmiştir. Zarif, nadide birimleri ile Edirne Sarayı, Tunca ve Meriç üzerindeki köprüler Edirne'nin hayatını biçimlendiren diğer önemli noktalar olarak zikredilmeye değer eserlerdir. 17. asır sonuna kadar ticarî gemilerin Meriç nehri üzerinden ulaştığı işlek limanlardan olan Edirne, zengin bir ticaret ve üretim beldesi, eski bir başkent ve geliştirdiği özel başarılarla zaman zaman İstanbul'u aşan bir kültür ve sanat merkezi olarak Osmanlı Devleti'nin diğer odak noktalarının ilerisindeydi. Sinan, Edirne'nin birçok defa İstanbul'a kültürel gelişme yolunda öncülük ettiği gerçeğinin bilinciyle burada nasıl bir mimarî vücuda getirmesi gerektiği hususunu özellikle düşünmüş olmalıdır.

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.



Sinan'ın ilk eseri olarak orijinal şekliyle kare plan üzerindeki tek kubbenin altında enine genişleyen Haseki Camii, Silivrikapı Hadim İbrahim Paşa Camii, Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii ve Rüstem Paşa Camii hatırlanırsa, Selimiye'de merkezî kubbeli bir yapıyı gündeme getirmiş olması yadırganmaz.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Önemli olan husus, Selimiye'nin merkezî kubbesini neden sekizgen bir trompun üzerine, tromplardan yararlanarak ve Rüstem Paşa Camii'nde olduğu gibi, sekiz ayağın dördünü giriş ve mihrap duvarlarıyla bütünleştirip sağ ve sol taraftaki dört ayağı cami mekânına serbestçe inecek şekilde düzenlemiş olduğudur.

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.


Cami zemininin saf düzeni öyle gerektirdiği için enlemesine genişleyen bir iç mekân kurgusu oluşturmak ve zeminle kubbenin biçim karşıtlıklarını gizlemeden çözümleme girişimi, Selimiye'nin mimarî tasarımının temel meselesidir.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Sinan'ın Selimiye'yi tek merkezî kubbeden ibaret bir yapı yapma tutkusuyla tasarladığı doğru olsaydı, serbestçe zeminden kubbeye yükselen diğer dört ayağı da mihrap ve giriş duvarlarında yaptığı gibi yan cephe duvarları ile bütünleştirmesi gerekirdi.

 

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

 

Şehrin dört yönünden görülebilen Selimiye Camii kubbesi, köşe tromplarıyla zeminin kare planına bağlanmıştır. Sekiz destek ayağı ile kubbeye yaslanan destekleme sistemi, giriş cephesinde giriş aksının iki yanında kadınlar mahfeli alanı içerisinde, mihrap cephesinde yarım kubbeyle örtülü mihrap nişi yan duvarlarıyla oluşturulmuş, her iki yan cephede ayakları serbest bırakacak şekilde dışa itilen duvarla enlemesine genişleyen zeminde dikdörtgen plana ulaşılmıştır.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

 

İki yan cephede yer alan dört destek ayağının içine yerleştirilen merdivenlerle kadınlar mahfeli ve hünkâr mahfeline ulaşılan yapının zemin seviyesi yan sahınların da Şehzade ve Süleymaniye camilerinde olduğu gibi iç zemin hizasında dış dünyaya açık iki son cemaat yeri oluşturulmuştur

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.



 

 

          

 

 

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.



 

Camiye giren müminler muhteşem kubbe-yi ve mihrabı, büyük ayakları, yarım kubbeleri ve kadınlar mahfelini taşıyan narin sütunların üzerindeki narin kemerlerin altından cami sınırlarının ötesine uzanan sonsuzluğu fark eder.

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

 Alışılmışın aksine, büyük kubbenin tam altina yerleştirilmiş alçak, yaygın müezzin mahfelinin iki yanindan mihraba ilerleyip saf tutmak isteyenler, mekânın sağ ve sola doğru genişlemesini görür ve zarif bir şekilde uygun istikametlerdeki boşluklara yöneltilirler.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

 

Bu çözümle, hem cami içinde yerini kararlaştırma zorluğu aşılmış, hem de insanların büyük kubbe ile onun koruduğu alanı dört yöndeki pencerelerle sonsuz mekâna bağlayan ortamın tadına varmaları sağlanmiştir

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.


Müezzin mahfeli, kürsüsü ve bugün örneği kalmamış olan Kur'an rahlelerinin küçük ölçüleri değerlendirilerek tesis edilen nisbîlik sistemiyle cami ve insanın yüceltilmesi amaçlanmıştır. Allah karşısında dünyayı muhafaza ve güzelleştirme sorumluluğunu yüklenen ve yalnızca Allah'a güvenip inanan insanın bu ölçü düzeni içinde yüceldiğini hissederek camideki yerini alması, mimarinin farklı ölçek ve nitelikteki unsurlarının birlikteliği ile gerçekleştirilmiştir.
 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.
 


Cami ana kitlesi beş seviyede yer alan bir strüktürler-konstrüksiyonlar bütünlüğü ile destek sistemlerinden oluşmaktadır. Bunlar sırasıyla, kubbe seviyesi, tromplar veya sekiz köşeli kaide seviyesi, mihrap yarım kubbesi ve cami kare plan seviyesi, cami dikdörtgen planı, kadınlar mahfeli ve hünkar mahfeli, enlemesine genişlemiş dikdörtgen plan seviyesi ve zemin kat dikdörtgen plan seviyesidir.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.


Cami mekânının enine genişleyen dikdörtgen zemini üzerinde saşar halinde yerleşerek ibadet eden insanların oluşturduğu düzlemi caminin muhteşem boşluğu örter. Dört ayak, mihrap ve giriş cephesi duvarlarıyla bütünleşirken, girişin sağ ve sol tarafında ikişerden dört ayak da zemine serbestçe oturur. Bu sekiz ayakla taşınan ve bütünleşen destekleme sistemlerinin meydana getirdiği sekiz köşeli tamburun dört köşesindeki dört adet yarım kubbe (dört tromp), hem kubbeyi taşıyan sekiz köşeli kubbe kaidesini oluşturur, hem de sekiz köşeli kubbe
 

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

 

 

 

Müezzinler mahfeli kasnağını taşıyan kare planın ortaya çıkmasını sağlar. Bu kare plandan dikdörtgen plana, caminin sağ ve sol tarafında yer alan kadınlar mahfeliyle geçilmektedir. Büyük merkezî kubbenin dairevî zemininden sekiz köşeli kaideye geçiş ise portallar da de görülen belirgin keskinlikteki geometrik nitelikleriyle immaterielleştirilmiş mukarnas stalaktit tezyinatın geniş, sakin uygulamasıyla sağlanmiştir.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.


Kubbe kasnağını oluşturan 40 adet pencerenin vücuda getirdiği boşluğun üzerine oturan büyük kubbenin immateriel ifadesi, pencere dizisi ve altindaki mukarnaslarla devam ettirilir. Sekiz köşeli kubbe kaidesinin dört köşesindeki trompların ve destek sistemlerinin arasında aynı büyüklükte renkli ve beyaz taş dizileriyle oluşan dört büyük kemer yer almaktadır. Bu dört cephede kemerlerin altindaki boşlukta yer alan iki sıra pencereyle cami iç mekânı sonsuz mekânla bütünleştirilmiştir.

 

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

 

Caminin mimarisinin oluşmasında büyük kemerler, büyük kubbe ve sekiz ayak kadar önemlidir. Süleymaniye'de kubbe çapı kadar açıklığı geçen dört kemere karşılık, Selimiye'de sekizgen kubbe kaidesinin bir kenarına eş açıklığı geçen bu kemerler, yapının teknik ve mimarî çözümlemesinin temel taşını teşkil eder. Bu kemerlerden tromplar seviyesinde eş ölçüde dört adet, cami planının dörtgene dönüştüğü mihrap yarım kubbesi seviyesinde ise Selimiye mimarisinin oluşmasında özel bir yeri olan bu büyük kemerlerin sekizi iki yan cephede, ikisi mihrap cephesinde yer almaktadır.

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.



İnsanî ölçülerde ve zarafet duygusuyla gerçekleştirilmiş olan Selimiye Camii dış kabuğu, kadınlar mahfeli seviyesinin üzerinde sekiz destek sistemiyle bölünmüştür. Şehzade ve Süleymaniye camilerinde görülmeyen bu taşıma ve destekleme sistemi Selimiye mimarisine farklı bir özellik kazandırır. Bu sisteminin sekiz birimi arasında üst seviyede dört tromp ve dört büyük kemer, alt seviyede ise yan cephelerde üçer kemer, mihrap cephesinde mihrabın iki yanında da iki büyük kemer yer almaktadır. Böylece özellikle iki yan cephede iki destek sistemi arasında yer alan üst üste konulmuş iki büyük kemer Selimiye ile Mağlova Kemeri arasındaki ilişkinin varlığına işaret eder.

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.


Caminin mimarisini belirleyen önemli bir diğer unsur da fil ayaklarıyla birleşerek merkezî kubbeyi taşıyan destekleme sistemidir. Kubbe kasnağının sekiz köşesinde yer alan sekiz fil ayağının her birine yerleştirilen sekiz destek sistemine ilaveten, köşe tromplarından gelen itme gücünü binanın dört köşesine yerleştirilmiş dört minarenin sağladığı destek karşılamaktadır. Sekiz adet dış destekleme sistemini önemli kılan husus, Selimiye'nin giriş ve iki yan cephesinde, mihrap yarım kubbesi seviyesinde yapı taşıma sisteminin dışa doğru genişletilmiş olmasıdır.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. 

 Yapının statiği açısından önemli olan bu genişlemenin mimarî açıdan önemli bir sonucu, planın enlemesine genişlemesini sağlamaktır. Ancak daha da önemlisi, sekiz köşeli kubbe kasnağı veya tromplar seviyesindeki dört adet büyük kemerin şakulî düzlemine göre bir alt seviyede duvarın dışa doğru itilmesi sonunda iki yan cephede yer alan dörderden sekiz büyük kemerin yapı iç hacminden uzanması ve bu hacmi dışa doğru genişleten sekiz adet tonozun oluşmasıdır. İki yan cephede mekânı yanlara doğru tonozla genişleten ve tonoz biçiminin getirdiği yönelişle mimarinin genişleme ifadesini güçlendiren bu çözüm, cami mekânının sağ ve solundaki dört fil ayağı ile destekleme sisteminin güçlendirilmesini de sağlamaktadır. Mihrap cephesinde yapı dış kabuğunun genişletilip güçlendirilmesine ilaveten güçlü bir duvarla çevrilip mihrabın iki yanındaki fil ayaklarını da destekleyen bir yarım kubbeyle oluşturulmuş mihrap nişi de bu cepheyi desteklemektedir.

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.


Cami giriş cephesinde yan cephelerde yer alan tonozlar köşelerde devam ettirilirken, mihrap nişi karşısındaki iki fil ayağını birbirine bağlayan büyük kemerin oluşturduğu tonozun altı, giriş kapısını ve kadınlar mahfeline çıkan merdivenlerin kapılarını da içine alan bir giriş boşluğu oluşturur. Bu noktadaki iki fil ayağının son cemaat avlusu cephesinde yer alan duvarla bütünleşmesi, cepheyi desteklemektedir. Ancak iki yan cephede yer alan kadınlar mahfeline, zemine kadar inen destekleme ayaklarının içine yerleştirilmiş merdivenlerle ulaşılması da, bu iki cephede destekleme sisteminin tasarımında statik, mimarî ve fonksiyonel çözümlerin büyük bir başarıyla bütünleştirildiğini gösterir. Destek sistemi, kubbe pencereleri seviyesine kadar yükseldikten sonra sivri armudî kubbe kule örtüleri tamamlanır.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.  Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.


Şehzade'de ve Süleymaniye'de olduğu gibi, yapının zemin kat seviyesinde, her üç cephede derin bir gölgelik ve boşluk ifadesi sağlayan direklikler bulunmaktadır. Bu direkliklerin üzerindeki katta yer alan kadınlar kısmı ve hünkâr mahfeli, göz seviyesindeki bir pencere dizisi ve bu pencerelerin üzerindeki sivri armudî kemerlerden oluşan bir tepe pencere dizisinin fil gözlerinden süzülen bol ışıkla aydınlanır Süleymaniye'nin iki büyük kemerinin (kemer-i kübrâ) altındaki boşluğu taşıyan üç kemerin ve iki büyük sütunun merkezî alanda daha yüksek bir ışık gücü ile fark edilmesini sağlayan çözümlemeye karşılık, Selimiye'de kadınlar mahfelini caminin orta mekânından ayıran revakların üzerindeki büyük kemerin pencereli dolgu duvarından giren kırılmış ışığa ilaveten, iç mekânda dağılmış loş ışık da mahfelin sütunkemer düzenini ayrıca belirginleştirmektedir. Bu çözümleme, caminin zemin ve kadınlar mahfeli seviyelerini belirleyerek yaşanan iki seviye arasında manevî bir bağ kurmaktadır.

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. 

 


 

Caminin üst yapısında büyük merkezî kubbe, kubbe destek kuleleri, tromplar (yarım kubbeler) ve büyük kemerler yer almaktadır. Daha alt seviyede ise mihrap nişini örten yarım kubbeyle yukarıdan aşağı doğru devam eden taşıma destek sistemi arasında, köşelerdeki taşıyıcılara basan büyük kemerler (ki bu kemerler yapının kadınlar mahfelinin teşkil ettiği kaidenin üstünde mimarinin tezyinî kimliğini vurgular) kubbe destek ve taşıma sistemleriyle birlikte cami üst yapısının dış cidarını oluşturmaktadır.
Kadınlar mahfelinin dar ve uzun ufkî cephesi üzerinde pencere dizileriyle tezyin edilmiş cami kaidesini oluşturan kitle, caminin üst yapısının yüksekliğine göre ancak üçte bir oranındadır.

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.  


İstanbul Sultan Selim Camii'nin son büyük örneğini teşkil ettiği kübik kaide üzerine oturan kubbeyle oluşan ilk dönem çözümlemesinde, kubbeyi taşıyan, kare planlı duvarlarla oluşturulmuş kaide strüktürünün yarısı kadar olan kubbe yüksekliğinin, biçimi ve sembolik anlamıyla caminin en önemli unsuru olan kubbenin mimarî etkinliğini sınırladığına, Sinan'ın bunun için Üsküdar Mihrimah, Şehzade ve Süleymaniye'de kubbelerin etkinliğini artırmaya çalıştığına daha önce temas etmiştik.
Selimiye'de bir kubbeler, kemerler ve destekler sistemi haline dönüşen üst yapı, kadınlar mahfeli hizasında yerden kopartılarak havada asılı duran bir tezyinî immateriel düzen içinde gerçekleştirilmiş ve kübik kaideyi bütüne göre yükseklik açısından önemsizleştirmiştir.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.  



Sinan, Selimiye'de kaideyi, her üç cephede yukarıdan aşağıya doğru alçalarak gelen destek sistemlerinin dışa doğru gelişen ayaklarıyla bölmek suretiyle daha az etkili hale getirmiştir. Böylece duvar ifadesinden arındırılmış taşıyıcı ve destek sistemi ve bu destek sisteminin unsurları, maddîlikleri ve ölçüleriyle mimarinin çeşitli ölçeklerde kümülatif ve tezyinî karakterini oluşturmuştur.
Mağlova Kemeri, eğimli destek ayaklarıyla bu destek ayakları arasında üst üste yer alan iki büyük kemerden oluşan bir yapıdır. Bu kemerin destek elemanlarının eğimli yüzeyleri, Selimiye'de, kubbe kaidesinden dışa doğru genişleyerek eğimle alçalan destek kemerlerinin üst sat-hında ve mihrap yarım kubbesi seviyesinde genişletilerek tekrarlanmıştır. Bu eğimli satıhlar, kubbe ile kubbe pencereleri ve köşe destek kuleleri seviyesinde tromplar ve eğimli destekler seviyesinde, en altta da mihrap yarım kubbesi ve kare plan seviyesinde olmak üzere üç bölgede ikişer defa gerçekleştirilmiştir. Buna ilaveten kubbe köşe kulelerinin dik eğimli külahlarında da tekrar edilmesi, Selimiye'nin eğimli dış satıhlar mimarisinin belirgin bir özelliği olarak iki eser (Mağlova Kemeri ve Selimiye) arasındaki akrabalığı gösterir.

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. 



Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii ve Süleymaniye Camii cephelerinde destek ayakları arasındaki kemerin altındaki pencerelerden oluşan satıh ile Selimiye'de ayaklar arasındaki kemerin koruduğu pencerelerden oluşan satıh birbirine benzer niteliktedir. Ancak Süleymaniye'de büyük kemerin altındaki pencere duvarının kemere göre açık ve kararlı geri çekilişinin bu kemere kazandırdığı etkileyicilikten Selimiye'de kaçınılmış olması, kemer ve pencerelerin destek ayakları arasındaki konstrüktif gerçekliği gizlemeden, bu unsurlara belirgin bir tezyinî karakter ve zarafet kazandırır.

 

 


 

 

          

 

 

 

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.
 


Kubbenin sekiz köşesindeki destek kulelerinin her ikisinin arasında dört pencere ve kubbe etek çizgisinin üstünde, her iki pencere arasında ayağın yukarı doğru bir uzantısı olan kubbe destekleri ve bütün bunlara bağlı olarak düzenlenen kubbe kurşun kaplama derzlerinin zarif tezyinîliği dikkat çekicidir. Kubbe destek kulelerinin hemen altında eğimli olarak alçalan istinad kemeri üst sathının, köşe tromplarının, mihrap yarim kubbesinin, ayni seviyedeki meyilli destek ayaklarının üst satıhlarının ve son cemaat yerini örten iri, şişkin kubbelerin kurşun kaplamaları, bunlara ilaveten medrese ve darülkurra dershaneleriyle medrese odalarının farklı seviyelerdeki kubbelerinin, arastanın, kitaplığın, sıbyan mektebinin büyük kubbelerindeki kurşun kaplamaların gri rengi, taşın bal rengiyle birlikte Selimiye'de mimariyi belirleyen özelliklerden biridir. Madenle renkli taşın, yapının büyük ölçüsüyle pencerelerin fil gözlerinin küçüklüğü arasındaki karşıtlık ve mimarinin çeşitli unsurlarının beraberliği, Selimiye'nin ornamentalistik düzenini oluşturan diğer özellikler arasında sayılabilir. Kubbelerin eğimli ve düşey satıhları madenle hem korunup hem tezyin edilirken, taşla madenin karşıt tabiatları bir araya getirilmiştir; kemerlerin renkli ve beyaz taş dizileri, madenin katlanma çizgileri ve pencerelerin fil gözlerinin küçük noktalarıyla da Sinan'ın başka hiçbir eserinde erişilmemiş bir güzellik doğmuştur.


Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.



Kurşun kaplamaların kubbeler ve destek kulelerinin küresel ve eğimli satıhları üzerinden zarif ek çizgileriyle sarkarak dik, yatay, eğimli ve küresel satıhları örterek oluşturdukları saf ve okunaklı biçimlerin madenî örtüye kazandırdığı ifade, mimarî duyarlılıkların gelişme sürecinin sonucudur.
Caminin sağ ve sol iki yan cephesinde destek ayaklarının zemine kadar inen destek kulesi, zeminde birer niş ve kadınlar mahfeli seviyesine çıkan merdiven boşluğunu aydınlatan iki pencere ile boşaltılmıştır. Bu da Sinan'ın bütün üst yapıyı immaterielleşmiş bir kaide üzerinde oturtma kararının bir devamıdır.
Yarım kubbeler, destek kulelerinin külahları, destek kemerleri, kemerler ve son cemaat yeri kubbeleri bir koruma ifadesi içindedirler. Kemer dış satıhlarının güçlü taş çerçevesi, narin delikler halinde oluşturulmuş pencere satıhlarının farklı, ancak tutarlı bir iç yapıyla ferdiyetleri belirginleştirilmiş küçük unsurlarının tezyinî çoğulluğu içlerinde barındırırlar. Merkezî kubbenin manevî sonsuzluk sembolü niteliğini güçlendiren gayrimaddî tezyinî karakterdeki kurşun kaplama dokusu, bu hareketli, değişken birleşimin tümünü sükûnet ve zarafetle örter.

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.


Cami içinde sekiz fil ayağının mihrap kubbesi kaidesine kadar şişkin ve oyuk, şakulî kanal ve çubuklarla profillenmesi gibi, minareler de Türk üçgenleriyle oluşan kaidelerinin üst seviyesinden itibaren aynı şişkin çubuklar ve oyuk, yuvarlak kanallarla minare külahına kadar ve her şerefenin altında düz bir satıh bırakarak bir örgü motifiyle birbirine bağlanacak şekilde profillendirilmiştir.
İçeride fil ayaklarının zeminden mihrap kubbesi kaidesine kadar olan kısmının muhtemelen kalem işleriyle süslenmiş olan bu profillerle immateriel hale getirilmesi, kadınlar mahfeli seviyesine kadar yükselen mihrap çinileri, pencereler ve zemin katın iki cephesinde üçlü kemersütun gruplarının meydana getirdiği gölgeli boşluklardaki immateriel ifadeyle bütünleştirme iradesinin gereğidir.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.


Dış cephede ise minare kaideleri, destekler sisteminin birimleri olarak köşelerde maddîliği ile açık bir biçimde yer alırken, minareler o noktadan itibaren yapı kitlesinin küçük immateriel unsurlar bütünlüğünün devamını teşkil eder. Kemerlerin ve yarım kubbelerin yukarıdan aşağıya doğru koruma ifadelerine karşılık, aşağıdan yukarıya doğru belirgin ve güçlü bir hareketle yükselen dört minare, immateriel mukarnas stalaktit tezyinatın yukarı doğru genişleyerek oluşturduğu kaide üzerinde göklere bakan şerefeleri taşımaktadır.
Selimiye'de diğer Osmanlı camilerinde olduğu gibi caminin ayrılmaz parçası olan son cemaat yeri, Süleymaniye'de olduğu gibi, özel bir şekilde çözümlenmiştir.
Edirne Bayezid Külliyesi Camii, İstanbul Bayezid Camii ve İstanbul Sultan Selim Camii'nde son cemaat avluları dört cephede de eş yükseklikte sütunlarca taşınan eş yükseklikteki kemerlerin oluşturduğu revaklarla çevrilidir. Giriş kapılarının bulunduğu noktalarda, kapı aksının iki yanındaki sütunların aralığı artırılarak daha geniş ve yüksek bir kemer ve bu kemerin üzerinde revak saçak seviyesini aşan bir kitabe ve çeşitli süsleme unsurlarının oluşturduğu yükselti, girişi belirlemektedir.


Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Topkapı Kara Ahmet Paşa, Edirnekapı Mihrimah Sultan ve Zal Mahmud Paşa cami avluları

 


Topkapı Kara Ahmet Paşa, Edirnekapı Mihrimah Sultan ve Zal Mahmud Paşa camilerinde son cemaat avlusu aynı zamanda medrese avlusu olarak tasarlanmıştır. Bunun için medrese avlusunun mütevazi ölçülü revakları ile caminin ölçü düzenine bağlı olarak tasarlanmış son cemaat yeri revaklarının farklı ölçülerinin birbirine nasıl bağlanacağı sorusu ortaya çıkmıştı.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.


Sinan'ın şehzade Camii son cemaat avlusunda, İstanbul Bayezid Camii'ne benzer şekilde avlu kapısı üzerindeki kubbeyi yükselterek girişi vurgulamakla yetindiğini görüyoruz. Süleymaniye'de ise son cemaat yeri revaklarıyla ilgili olarak daha karmaşık meseleleri çözmek durumunda kalmıştır. Son cemaat avlusu cümle kapısının yüksek ve geniş ölçüsü sebebiyle portalin bulunduğu yörede, avlu cephesinde revakları kademelendirme zaruretine cevap vermek isteyen Sinan, caminin son cemaat yerinden görünüşünü düzenlemek için bir sütuna iki seviyeden kemer bindirme tekniğini ve avlunun camiye yönelik cephesinde ise yüksek sütun-kemer dizisini kullanmıştır. Bu dizinin, avlunun iki yanındaki daha alçak olan revaklarla birleştirilmesini sağlamak amacıyla tekrar tek sütuna iki farklı seviyeden iki kemeri bastıran Sinan, bir sütunun kaidesiyle sütun başlığı arasında mutlak saf bir biçim olarak ele alınmasını kural sayan yaygın organik ve Püriten düşünceyi paylaşmadığını göstermiştir. Sinan'ın bu köşeye sütun yerine bir ayak yerleştirmemiş olması, Rönesans'ın antikiteden tevarüs ettiği değerlere rağbet etmediğini göstermektedir.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.


Son cemaat yerinin cami kitlesine bağlı bölümünün cami ana kitlesi için uygun olacak bir biçimde çözümlemenin Sinan için önemli olduğu anlaşılıyor. Böylece bu cephenin yüksek sütuna basan kemerine göre, yan revakların alçak sütunlarına basan kemerlerin köşede birleştikleri noktada bu iki farklı kemer üzengisini sütunun farklı seviyelerine yerleştirmesini de tâli bir problem olarak değerlendirmek gerekiyor.
Selimiye'de son cemaat avlusunun cami cephesi, bu bakımdan özel bir şekilde düzenlenmiştir. Merkezî kubbeyi taşıyan caminin son cemaat avlusu tarafındaki iki fil ayağının destekleme sistemi, bu cephedeki revakların tasarımını belirler. Diğer iki yan cephede olduğu gibi caminin bu cephesinde de, fil ayağı ve destek sisteminin destek ayaklarının içine zemin seviyesinde üzeri mukarnaslarla örtülü iki küçük niş yerleştirilmiştir. Bu cephede Sinan, destekleme ayaklarının karşısına birbirine yakın iki sütun yerleştirmiş, simetrik iki çift sütunun arasındaki küçük açıklığı farklı, yukarıyı işaret eden sivri armudî kemerlerle, yan revaklarla armudî kemerlerin arasındaki üç açıklığı ise narin, şişkin sivri kemerlerle örtmüştür. İki çift sütun ortasındaki yüksek ifadeli sivri kemerin üzerinde, silmenin yükseltilmesi suretiyle elde edilen ve iki kitabeyi taşıyan sathın belirginleştirdiği giriş aksını güçlü şişkin dilimli bir sivri kubbe örter.
Orta aksın sivri kubbesiyle yükseltilmiş kaidesinin girişi belirleyen haline karşılık, cephenin iki yan ucundaki ve çift sütunlarla yan revaklar arasındaki açıklıklar, orta kemerden daha geniş olan iki yan kemerin alt boşluklarının büyük ölçüsüyle belirginleşir; bu açıklıkların üzerini belirsiz ve alçak kaideler üzerine oturtulmuş geniş, yayvan iki kubbe örtmektedir.


Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.


Son cemaat avlusunun camiye giriş cephe-sindeki bu düzenlemeyle vücuda getirilen boşluklar, kemerler, kubbeler arasındaki ölçü ve biçim farklarının oluşturduğu gizli hareket son derecede gelişmiş bir biçim duyarlığının ürünü-dür. Üsküdar Mihrimah Sultan Camii'nin hare-ket meseleleri burada daha büyük bir duyarlılık ve zenginlikle gündeme getirilmiştir.
Yukarıda temas ettiğimiz gibi, Süleymaniye'de son cemaat yerinin dört köşesinde yer alan minareler, avluyu belirleyen köşe taşları olarak yapının uzunlamasına birbirini takip eden bölümlerden oluşması yönündeki temel düşüncenin tamamlayıcılarıdır. Merasim kapısından ilerlendiğinde, büyük portal geçilerek ulaşılan son cemaat avlusunun kendisine has şahsiyete sahip bir alan olarak düzenlenmesi tabii bir tercihtir ve bunu desteklemek amacıyla yüksek sütunlar üzerinde güçlü profillerle belirlenmiş kemerlerin etkili şakulî ifadesiyle oluşan avlu mimarisi, caminin ufkî olarak dengeli ve sakin bir şekilde genişlemesini sağlıyordu.
 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.


İnegöl İshak Paşa Külliyesi'nde cami ve medresenin birbirinden ayrı çözük yerleşme ve ilişki biçimini yoğunlaştırarak devam ettiren Süleymaniye, birbirine eklenen uzunlamasına bir bütünlük oluşturur. Buna karşılık Selimiye'nin şehrin her yerinden görüleceği göz önünde tutulmuş ve merkezî konumunu vurgulamak için cami köşelerine dört minare yerleştirilmiştir. Enlemesine genişleyen bir plan üzerine büyük merkezî kubbeyi inşa etmek şeklindeki aslî tercihe bağlı olarak oluşan genel mimarî karakteri, son cemaat yerinin daha az önemli bir yapı kısmı olarak ele alınmasına yol açmıştır.
Süleymaniye'nin uzunlamasına gelişen mimarisi için Sinan'ın gerekli gördüğü şakulî etkiye sahip avlu mimarisi yerine, Selimiye'nin avlusunda Şehzade ve Mihrimah Sultan camileri avlularının zarif, narin elemanlarla oluşturulmuş sakin mimarî düzenlemesinin tercih edilmesi, birbirine uzunlamasına eklenen bölümlerden oluşma gibi bir meselenin bu eserlerde mevcut bulunmamasından kaynaklanıyordu.
 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.


Selimiye'de merasim girişinden itibaren son cemaat yerinin camiyi gizlemeyecek şekilde alçak bir kısım olarak tasarlanmış olmasi, buradan caminin etkili bir mimarî ile görülmesini sağlayan isabetli bir karardır. Edirne Bayezid Camii son cemaat avlusundaki giriş ve yan cephe revaklarının üst düzeye erişmiş zarafet, sükûnet ve zühd ifadesini, Selimiye'de mimarinin dinamik, zengin söylemini daha da güçlendirecek şekilde tekrar eden Mimar Sinan, bu tercihiyle, ölçü nisbîliği ve biçim ifade ilişkilerini de mimarideki aslî amaca yönelik olarak maharetle düzenleyebildiğini göstermiştir.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.


Son cemaat avlusu cami girişinin üzerindeki dilimli sivri kubbenin yüksekliği, son cemaat avlusu saçak yüksekliğinin bir katıdır. Bunun yanında, geniş aralıklı alçak sütunların taşıdığı geniş, sivri kemerlerden oluşan revakların üzerindeki iri kubbelerin örttüğü son cemaat yeri, gerek avlu içinden, gerekse dışından Selimiye'nin zengin biçimler dokusunu yüceltmektedir. Avlu duvarı yüzeyi Şehzade'den farklı olarak sade bir biçimde, her aksta ikişer alt ve üst pencere takımıyla dışa açılmıştır; buna karşılık, son cemaat yerinin dış cephesi şakulî ve ufkî profillerin vücuda getirdiği derin çerçevelerle, cami kitlesinin diğer unsurlarıyla ölçü bakımından rekabet edemeyecek küçük parçalara ayrıl-mı§ ve bağımsız ferdiyetleriyle belirginleşen mimarî unsurların ölçü düzenine katılacak şekilde düzenlenmiştir.
Son cemaat avlusunun iri kubbelerinin kurşun kaplamaları, cami mimarisinin madentaş ilişkisine hakim olan tavrının devamı olarak mimaride kurşun kaplamaların etkin yerini belirleyecek bir düzeni yansıtmaktadır.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.


Cami dış avlusu, geçmişte örneği pek az olan ve dikine küçük aralıklarla yerleştirilmiş taş ayaklar üzerlerindeki harpuşta taşlarıyla birbirine bağlanarak vücuda getirilmiştir. Bu duvar, önünde duran insana hakim ufkî çizgisiyle Edirne peyzajının ufuk çizgisinde Eski Camii ve Üç Şerefeli Camii'nin minare ve kubbelerini şehir dokusu üzerinden görme imkânı verir; başka herhangi bir duvar türünde gerçekleşemeyecek bir ölçüde yan yana aralıklar bırakarak her biri ayrı şahsiyetler halinde uzayıp giden taş dizilerinin kümülatif bir yapısı vardir.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

 Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.


Merasim kapısı, her iki ayak arasinda Edirne'nin farklı bir köşesini çerçeveleyen bu duvarın kuzeybatısındadır. Kuzeydoğu cephesinde Edirne'nin bugün sadece bir tanesinin harabesi kalmış olan küçük ölçüleri ve narinliği ile Selimiye'nin yüceliğine yücelik katan evlerin üzerinde yer aldığı bir sokak vardır; harim bahçesi kapısı bu sokağa açılır. Güneybatı cephesinde ise cami ile arastayı bağlayan bir diğer kapı yer almaktadır.

Harim duvarı ve bu duvar boyunca cami mihrap aksına paralel uzayıp giden ve meyil farkı dolayısıyla 5 metre kadar daha düşük bir seviyeye yerleştirilmiş olan arasta, medrese, darülkurra kitleleri ve harim avlusu çevre duvarı, camiye dışarıdan yaklaşanların, onun zeminle ilişkisini görmelerini önleyerek dikkatlerini yukarıdan aşağıya doğru gelişen transandantal düzene yöneltir, bu düzenin mimarî unsurlarının additif kümülatif tezyinîliğindeki benzersiz güzellikle ilgilenmelerini sağlar.

Caminin kıble duvarının iki köşesinde ve kare planlı, revaklı avluların iki dış cephesinde, odaların bulunduğu bir küçük medrese binası ile bir darülkurra yer almaktadır. Kuzeydoğudaki sokağın kuzey ucundaki hamam, külliyeyi tamamlayan önemli tesislerden biriydi. Medrese, darülkurra ve arasta, Selimiye'yi çevreleyerek mimarisini tamamlamak açısından özel öneme sahip yapılardır. Medrese ve darülkurra, cami harim avlusuna bakan pencereli alçak duvarı ve duvarın ortasında yer alan zarif, yük-sek kapılarıyla dış avlu duvarının ufkî ifadesini güçlendirmektedir.

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.  

 Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.


Kare planlı medrese ve darülkurra yapılarını oluşturan odaların iri kubbe dizileri, çatı örtüsünden herhangi bir şekilde ayrılmaksızın revak silmelerine kadar inen az meyilli çatıyla birleşmekte ve avlu etrafını çevreleyen kalın, alçak taş ayakların üzerindeki baklavalı sütun başlıklarına basan armudî kemerlerin meydana getirdiği revakların arkalarındaki odaları örtmektedir. Her iki yapının iki dış cephesini çeviren, tuğla duvar tekniği ile yapılmış cepheyi oluşturan odalar dizisine karşılık, camiye yönelik diğer iki cephede süveli pencereler yer almakta, avlular ise sivri armudî kemerli revaklardan oluşmaktadır. İki avlu da, caminin manevî ve fikrî hayatını idame ettirecek olan medresede ve darülkurrada yetişecek din adamları tarafından kullanılacağına göre, her iki avludan caminin görünüşüne özel bir önem verilmesi tabiî idi. Bu iki avluyu caminin yan cephelerinde zemin hizasında çeviren revakların mihrap cephesinde, minarelerin Türk üçgenli kaidelerinin üst hizasına kadar yükselen duvar içindeki sivri armudî kemerli nişler, mimarinin üst yapısını teşkil eden kemer ve kubbelerin yukarıdan aşağıya koruyucu ifadelerine rağmen, karşıt biçim ifadelerini değerlendirme ve kullanma hususundaki şuurlu kararlılığın etkili bir sonucudur.

Medrese ve darülkurra yapılarının avlu akslarına yerleştirilmiş büyük dershane kubbeleri, hazirenin iki yaninda iki belirleyici unsur olarak vücuda getirilmiştir. Medrese ve darülkurra'nın cami pencerelerine göre daha küçük tasarlanan pencereleri, taş ve tuğla dizileriyle oluşan duvarlarının ufkî ifadesi, arasta, sibyan mektebi, kütüphane, darülkurra ve medrese kubbelerinin ileri bir güzellik seviyesine ulaştırılmış kurşun kaplamaları, önemli mimarî un-surlar olarak Selimiye'ye anlam ve ifade zenginliği kazandırırlar.
Cami 1950'lere kadar Edirne ev mimarisinin küçük ölçülü müstesna güzellikteki örnekleriyle çevrili bulunuyordu. O tarihlerde Selimiye'yi kıble istikametinden huşu ve hayranlık içinde seyretmeye imkân veren bu evlerin çevrelediği küçük meydanın bir yanında küçük bir mescid yer alır, diğer yanından o tarihte büyük kısmı harap olan arasta kapısına varılırdı. Üç şerefeli Camii ve Sokullu Mehmet Paşa Hamamı civarında Selimiye'nin cümle kapısının önünden geçilip dar bir yoldan inilen vadinin ilerisindeki tepeye, Muradiye Camii'ne, bu yolun çeşitli noktalarından yokuşu inerek karşı kıyıdaki Bayezid Külliyesi ve Sarayiçi'ne ulaşılırdı.
Selimiye, Ayşe Kadın Camii'nin yakınında Mimar Mehmet Ağa tarafından inşa edilmiş olan Ekmekçizade Kervansarayı'nın frontonlu cephesi önünde yer alan küçük meydanda insanların karşısına ansızın çıkıyordu.


Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.   Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

 Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.


Selimiye'nin mimarisi, yuvarlak sivri kemerlerle sivri armudî kemerlerin, düşey duvarlarla eğimli minare kaidelerinin üçgen satıhlarının, minarelerin şişkin çubukları ve aralarındaki oyuk alanlarla yan yana dizilmiş unsurlarının dairevî düzen içinde bağlanarak oluşturduğu düşey bir ifadeye sahiptir; fakat destek sistemlerinin eğimli satıhlarının, kubbelerin yukarıdan aşağı doğru gelişen küreselliklerinin çeşitliliği içinde beliren bu ifade, özde kararlı bir dik duruşu temsil etmektedir.
 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.


Oyuk ve şişkin biçimlerin karşıt ifadeleri, fil ayaklarının kaidelerinde ve mihrabın mimarisinde etkileyici bir unsur olarak yer alır. Kökeni köşe trompları olan ve dolayısıyla kavisli şekiller geleneğinden gelen mukarnasların keskin köşeli biçimlere dönüşmüş hali de, 16. asır sonunda ulaşılmış şekiller dünyasının karşıt unsurlarla kazandığı zenginliğin bir kanıtıdır.
 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.


Sinan'ın birbirine takılan mimarî birimler bütünlüğü olarak tasarladığı Selimiye'nin mimarisi Şehzade Camii ile karşılaştırılırsa şöyle bir sonuca varılabilir: Şehzade'nin mimarisinde belirleyici olan, tam ve dört yarım kubbenin, fil ayaklarının, tezyinatın ve taşıyıcı sistemin caminin dış kabuğu içine gizlenmiş halidir. Selimiye'de ise taşıyan, destekleyen mimarî unsurların üstlendiği teknik fonksiyonun gerçeklerine uygun dik, kavisli, düz veya meyilli biçimler, bu biçimlerdeki dinamik bütünlüğün ve yalınlığın verdiği vakar ifadesi, bu ifadeyle birleşen tezyinîlik, bütün unsurların karşıtlıkları, uyumları ve ferdiyetlerini koruyup sürdürmeleri, tasavvufî hallerin yansımalarının bir bütünlüğüdür. Selimiye'nin mimarisinin bu özellikleri, dış ve içte aynı benzerlik ve mükemmeliyetle karşımıza çıkmaktadır. Ulaşılan bu mükemmellik Sinan'ın şehzade Camii'ni çıraklık, Selimiye'yi ise ustalık eseri olarak zikretmesinin ardındaki gerçekliğin de açıklamasını oluşturmaktadır.
Caminin içinin en belirgin ve üzerinde durulması zaruri olan mimarî özelliği, muhteşem kubbeyle onu taşıyan büyük kemer ve ayaklar sisteminin devâsâ ölçüleri yanında, yan sahınlarla bu yan sahınlar içinde kadınlar ve hünkâr mahfelinin müstesna bir zarafete sahip narin bir mimarî ile yer alması, aynı ölçü ve ifade karşıtlığının müezzin mahfelinin vaiz kürsüsü gibi unsurların küçük ölçüleriyle de belirginleşmesi, özetle, yapının ölçü ve biçim ifadelerinin karşıtlıklarıyla yüceltilmesidir.
Selimiye'nin dış biçim ve malzeme dokusunda taş, renkli taş ve madenin (kurşun) bir arada kullanılmasıyla vücuda gelen çeşitlilik ve zenginliği, yapının içinde de mermer ve benzeri sert taşlarla imal edilmiş narin, kes-kin ve mücella sütunların, kemerlerin ve bu kemer dizilerinin alinliklannda veya mihrap nişinde, mihrap çevresinde ve iki yan duvarda yer alan çinilerin parlak renklerinin beyaz zemin üzerinde olabilecek en sert, belirgin malzeme ve renk ifadeleri Selimiye'de ve pek çok eserinde Sinan'ın mimarisine yeni boyutlar ilave eden çözümlemelerdir. Ancak bu tamamlayıcı bezemelerin günümüze pek az örneğinin ulaşabilmesi ise son derece üzücüdür.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.  Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.


Parlak beyaz zemin sathı üzerinde parlak renklerle oluşan sakin şoral tezyinatın, renkli taş sütunların taşıdığı renkli mermer kemerlerin alinlıklarinda yer alışlarını, altın kaplı bronz sütun kaideleri ve sütun başlığı madenî çevrelerinin beraberliğini tamamlayan renkli camlan, renkli fenerlerle oluşan çok renklilik ve çeşitlilik içindeki bütünlüğü bugün sadece hayal edebiliyoruz. Bu çevre içinde sedef kakmalı künde-kâri vaiz kürsüsü, ahşap kündekâri kapılar, Osmanlı camilerindeki minberlerin en güzeli olarak bilinen minber ve bugün ancak küçük parçaları elde kalmış olan muhteşem hahlar, 16. asrın değerli sanat eserleri olarak camiyi tamamlamaktadir.

 Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız. Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

 

 


Cami inşaatının bitime yaklaştığı aylarda Sinan'ın şehir siluetini tamamlamak üzere Edirne'de 10-15 konak inşası, ayrıca cami yöresine dikilmek üzere Edirne'den temin edilen 300 bin gül fidanina ilaveten nadide Istanbul güllerinden 200 bin kök satın alınması için padişahtan izin alındığı ve her sabah saşar arasina güller dizildiği gerçeği, esere gösterilen itina ile çevre bilincinin yüksek düzeyi hakkında bizlere ışık tutmaktadir.
 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

 

Selimiye Cami yapılmadan önce yer tespitinden sonra yer sahiplerinden ters mizaçlı laleci baba bir dönümlük lale bahçesini vermek istememiş. Sinan'ın tatlı dili ve peygamberimizin olayı sonrasında laleci baba bir şartla yerini vermiş. Camii'nin duvarlarından birine lale resmi konmasını istemiş. Ve ücretini de almadan yerini vermiş. Sinan laleci baba'nın tersliğini de Müezzin mahfiline ters lale işlemek süretiyle bu durumu burda bizlere göstermiştir.   Koca Mimar dehasını bir kez daha bizlere sunuyor.


 Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

 

 


 

 

Eklenme Tarihi: 2008/06/24 - 18:05 / Ekleyen: Mimar Sinan Webmaster

8888 sinan road, atatürk ile mimar sinan, atatürk mimar sinan, mimar, mimar ekibi, mimar kime denir, mimar nedir, mimar sina, mimar sinan, mimar sinan a mektup, mimar sinan biyografisi, mimar sinan camii, mimar sinan eserleri, mimar sinan forum, mimar sinan fotoğrafları, mimar sinan güzel sanatlar, mimar sinan güzel sanatlar fakültesi, mimar sinan hakkında, mimar sinan hakkında bilgi, mimar sinan hakkında bilgiler, mimar sinan hayat, mimar sinan hayati, mimar sinan hayati eserleri, mimar sinan hayatı, mimar sinan hayatı eserleri, mimar sinan heykeli, mimar sinan kimdir, mimar sinan konservatuar, mimar sinan lisesi, mimar sinan neden büyüktür, mimar sinan nın hayatı, mimar sinan resimleri, mimar sinan resmi, mimar sinan selimiye, mimar sinan selimiye camii, mimar sinan türbesi, mimar sinan universitesi, mimar sinan vikipedi, mimar sinan üni, mimar sinan üniversitesi, mimar sinan üniversitesi güzel sanatlar, mimar sinan üniversitesi güzel sanatlar fakültesi, mimar sinan üniversitesi resimleri, mimar sinan ünv, mimar sinan ın eserleri, mimar sinan ın hayatı, mimar sinan ın hayatı eserleri, mimar sinan ın yaptığı eserler, mimar sinana, mimar sinana mektup, mimar sinanin eserleri, mimar sinanin hayati, mimar sinanin hayati eserleri, mimar sinanin hayatı, mimar sinanın, mimar sinanın biyografisi, mimar sinanın eseri, mimar sinanın eserleri, mimar sinanın eserlerinin resimleri, mimar sinanın hayat, mimar sinanın hayati, mimar sinanın hayatı, mimar sinanın hayatı eseri, mimar sinanın hayatı eserleri, mimar sinanın hayatı esrleri, mimar sinanın hayatı kısa, mimar sinanın hayatı vikipedi, mimar sinanın hayatı yaptığı eserler, mimar sinanın kısaca hayatı, mimar sinanın mektubu, mimar sinanın yaptığı eserler, mimar sinanın yaşamı, mimar sınan, mimar sınanın hayatı, mimarsinan, mimarsinan atatürk, mimarsinan eserleri, mimarsinan kimdir, mimarsinan üniversitesi, selimiye cami, selimiye camii, selimiye camisi, selimiye camisi nerede, sinan, sinan göker, sinan perfume, sinan sakic, sinan vllasaliu, süleymaniye camii, süleymaniye camisi, teknoloji tasarım, şehzadebaşı cami, şehzadebaşı camii, mimar sinan, hayatı, eserleri, süleymaniye, selimiye, camii, selimiye camii, süleymaniye camii, mimar sinan'ın hayatı, Mimar sinan eserleri, mimar sinan hayatı, blue mosque

88