zur Homepage

          

 

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

1543 yılında Sefer'den dönen Kanuni Sultan Süleyman Edirne' de konakladığı
sırada Şehzadeler güzidesi dediği 22 yaşındaki oğlu Manisa Valisi olan Şehzade Mehmet'in ölüm haberini öğrendi.

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Bu durum onu bir hayli üzmüştü. Ve bu beklenmedik ölüm sonrası sarsılan Süleyman 5 yıl öncesi baş mimarlığa atanan ve bu beş senede Haseki külliyesi ve Barbaros türbesi gibi bir çok esere imza atan Mimar Sinan'a zor bir görev verecekti.

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Aslında Sultan Mimar’dan sadece bir türbe istemişti. Gelen geçenler bir fatiha okusun istiyordu. Ve yanına da bir cami yapmasını istemişti

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Oysa Sinan muazzam bir bahçe içinde “Medrese, cami, mektep, hadis mektebi, tıp okulu ve hastane” inşa etmişti 4 yıl gibi kısa bir zaman içinde.

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Mimar Sinan için, "Türbesini yaptığı kişinin özelliklerini eserlerine sindirir" derler. Şehzade Mehmet türbesinde mimariden süslemeye her şey bize genç yaşta ölen ve ölümle giden saltanat hakkını ve bu soylu kişinin varlığını duyurur.

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.



 

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

 

Türbe'nin ardına sınav bitmemişti. Sıra cami ve külliyenin yapımına geldi... Bu camiyle
alakalı duygu ve düşünceleri yine Mimar Sinan'dan öğrenelim...

"Az zamanda binanın kubbeleri denizlerin dalgaları gibi boy gösterdi.
Renkli kemerleri gökkuşağı gibi göklere yükseldi.
Caminin gönül açıcı sofaları safhayı artıran mesireler gibiydi. "

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

 

Bu cami o kadar ihtişamlı geliyordu ki insanlara o zaman. Şiirler bile yazılır oldu.

“Havası cana can katan ve suyu berrak olan
Cennete benzer bu yüce bina ne güzel

Şah katında büyük rağbet gören
Âlemin kabulü olan bu cami ne güzel!”

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

 


 

Mimar Sinan güzel olması için günlerce uykusuz kaldığı oldu… Güzel olmasını istiyordu çünkü bu güzelliğin hünkarın acısını dindirmesini istiyordu.  Sinan bu eserle ilk defa yarım kubbe sistemini ele almıştı. Ayasofya ve Beyazıd camilerinin plan ve şemalarını aşarak dört kubbeli ideal bir merkezi yapı meydana getirmişti. Rönesans dönemi mimarlarının bu büyük rüyasını gerçekleştirmek Sinan’a nasip olmuştu.

 

Bu cami daha sonra bu semte Şehzade başı isminin kazandırılmasına sebep olmuştur.

 

Şehzadebaşı camii temeli ebced hesabıyla “bismillah ve Sinan” kelimesine tekabül etmektedir.

 

Sinan'ın şehzade camii'nde orta kubbe kare küp biçimli bir tabana oturur. Sinan her eserinde olduğu gibi burda da çeşitli ilkleri dener. Kare küpün köşelerini yontmaya başladığı ilk camii Şehzade camii'dir. Böylece içteki küresel bingi dışa yansır. Orta kubbenin bastığı büyük kemerlerin yan itme gücünü ağırlık kuleleri karşılar. Bununla estetik ve sağlamlık arasında ki organik bağ sağlanırken aynı zamanda iç düzen dışa yansıtılmış olur.

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.


 

 

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Teknik ve ilginç veriler.:

Mimar Sinan için bu caminin yapımında öncelikle nereden bakılırsa bakılsın ihtişam ve güzellik arz etmesi önemliydi. Caminin, Eski Saray'ın batı sınırlarından yarımadanın batı sınırına kadar Haliç'e paralel bir çizgide uzayan sırtın üst noktasındaki düzlüğün merkezine inşa edilmesi kararlaştırıldı. Ayasofya ve Fatih camileri arasındaki bu yerin, inşa edilecek camiye müstesna bir konum kazandıracağı kesindi. Onun için en uygun yer seçildi. Şehzade Camii'nin mimarisini de, Sinan'a özgü tasarım yaklaşımı çerçevesinde, üzerine kurulduğu yerin özelliği büyük ölçüde belirlemiş, Marmara ve Haliç'e eş mesafeden bakmanın, ortada/merkezde bulunmanın gerekleri, yapı formuna merkezî bir karakter kazandırmıştır. Ve Cami bir ana kubbe dört yarım kubbe ile köşelerde ise 4 küçük kubbe kullanarak bir bütünlük duygusu oluşmasını amaçlamıştı.

 

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

 


Sekizgen biçiminde dört tane kalın sütun üzerinde, on dokuz metre çapında bir orta kubbe ve dört yarım kubbeden oluşan büyük camiyle merkezi kubbe yapısını gerçekleştirmiştir. Cami’nin boyutlarının İmparatorluğun o dönemde ki boyutları gibi büyük olmasını sağlayarak hem iç mekanın dış mekanla bütünleşmesini sağlıyor hem de İstanbul’a yeni bir görünüm kazandırıyordu.


Şehzade Camii'nde ise zemin ilişkisi, yan cephelerdeki girişlerin iki yanında, cami kitlesinin zeminle birleştiği seviyede, küçük kubbelerin örttüğü narin bir dizi sütuna basan revaklarla ve giriş saçağıyla gizlenir.
 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

 

Şehzade Camii son cemaat avlusunun ferahlığı, revakların mimarisine de yansımıştır. Çevre duvarından uzakta oluşan seyrek bir kolon kemer dizisi, görüşü son cemaat yeri dış duvarına kadar ulaştırır ve her aksta bir çift alt ve tepe penceresiyle son cemaat yerini dış dünyanın sonsuz mekânı ile bütünleştirir. Sütunların, kemerlerin, duvarlar üzerinde her aksı diğer akstan ayıran ayakların ve kubbelerin, sonsuzluk içinde sükûnetle yer alan tarafsızlıkları; öte taraftan geniş kemerlerin ve kubbelerin zarif ve koruyucu diziler halinde tekrarıyla oluşan tezyinî düzenin güzelliği, bunların etrafında kendi tercihine göre serbestçe dolaşan insanlara çevrelerini adım adım keşfetme imkânı sağlar.

Avlu, ibadetin yüceliğini temsil eden çeşitli büyüklükteki kubbelerin taşıdığı güçlü koruma ifadesini ve göğe yükselen minarelerin zarafetini fark ettirir.
Şehzade Camii'nin en belirgin özelliği, Sinan'a kadar yapılmış Osmanlı eserlerinde ve Sinan'ın ilk eserlerinde görülmeyen zengin küresel biçimlerin bir araya getirildiği bir kubbeler sistemine sahip olmasıdır.
 

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

 

Kubbeler sistemi şu unsurlardan oluşur: En alt seviyede yan girişlerin ve iki yanindaki direkliğin üzerindeki kubbeler, son cemaat avlusu kubbeleri, son cemaat avlusundan camiye açılan kapı üzerindeki kubbe, bir üst seviyede pencereli kubbe kasnağı üzerindeki yarım kubbeler ve ana kubbe kasnağı, fil ayaklarının dilimli kubbeleri, hepsinin üzerinde ana kubbe ve ana kubbe tepe noktasinda da sivri kubbe biçimindeki altin kaplı alem, kubbeler sistemini oluşturur.
Süleymaniye'de kubbeler sisteminin alçak seviyeden başlaması, aynen Şehzade'de olduğu gibi mimarinin temel özelliğini teşkil eder. Her iki yapıda dış duvarın üzerinde yer alan büyük kemer grupları kubbe ve ayak sistemine katılırlar. Beş modülden oluşan yapı kitlesinin her modülünü oluşturan sivri kemerler, Şehzade'yi bir duvar-kubbe mimarisi olmaktan çıkararak bir kemerler-ayaklar-kubbeler bütünlüğüne dönüştürür. Kemerlerin alt seviyelerde oluşturduğu sıralar, pâyeli Osmanlı ulu camilerinde tavanın insana yakın ölçü ifadesini gündeme getirir.
 

 

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Kubbe ve yarım kubbe kasnaklarının pencere dizileriyle kaidelerinden ayrılması, kemerlerin aslî kesitleriyle görünür şekilde gerçekleştirilmesi, kubbelerin oyuk biçimlerine karşılık kemerlerin üstlendikleri fonksiyona uygun olarak dışa doğru genişleyen biçimleri, yarım kubbeleri taşıyan dış duvarların sivri kemer dizileriyle ve içlerindeki pencerelerle donatılmış olması, yapıyı zemin hizasında dışa bağlayan pencere dizileriyle mekânın sonsuzluğunun idrak edilmesi gibi özellikleri Osmanlı camilerinde değişen oranlarda da olsa görmek mümkündür. Ancak Şehzade Mehmed Camii bu çözümlemelerin tamamını içeren büyük bir ilk adım olması bakımından ayrı bir önem taşımaktadır.

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.
 

Şehzade Camii'nin kubbe ve yarım kubbe kaidelerinin çeşitli seviye ve ölçülerde oluşu ve kemerlerin farklı yönlere doğru gelişen sakin hareketleri, cami üst yapısında her noktada farklı hareket çizgilerinin ve yeni biçimlerdeki birimlerin oluşumuna yol açar; bu oluşum kâinatın her an yeniden yaratıldığı şeklindeki tasavvufî inancın mimariye yansımasıdır.
Güneydeki alçak harim duvarının kuzey avlusu yönünde, harim duvarının arkasına gizlenen medresenin ve camiye bakan 'U' biçimli avlusunun etrafındaki kubbe dizileriyle Şehzade Camii'ne ölçü kazandıracak bir kaide oluşturması, Sinan'ın Haseki Külliyesi ile Üsküdar Mihrimah Sultan Camii denemelerini hatırlatır.
Şehzade Külliyesi'nin imareti, caminin mihrap duvarı tarafındaki hazirenin bitişiğinden geçen yolun dışında yer almaktadır. Haseki Külliyesi'nde caminin medrese, imaret ve tabhane yapilarından bir yolla ayrılarak yerleştirilmiş olması, Sinan'ın, Bursa Yildırım ve Yeşil külliyeleri ile cami, imaret, medrese ve hamamdan oluşan İstanbul Bayezid külliyesinin açık düzenini Şehzade Külliyesi'nde devam ettirdiğini göstermektedir.
Mihrap duvarına bitişik, profilli ve Bursa kemerli açıklıklara sahip duvarın çevrelediği hazirede yer alan Şehzade Mehmed'e ait türbe, Sinan'ın verdiği türbe mimarisinin önemli örneklerinden biridir. Barbaros Hayrettin Paşa Türbesi'nden kısa bir süre sonra inşa edilen yapının köşelerindeki narin sütunlar, zeminde kaideden kubbe kasnağı hizasındaki geniş mukarnaslar frizinin hizasına kadar yükselmekte ve bu şekilde tanımlanan her cephe, geniş ve güçlü bir profille çevrelenmektedir. Mahmut Paşa Türbesi'nin taş içine yerleştirilmiş çinilerden oluşan tezyinatı, burada cepheler ve pencereleri çerçeveleyen altıgen ve uzun altıgen kırmızı renkli taş frizlerle, dördü pencereleri, birisi alt ve üst pencereleri ayıran tablalara bölünmüştür.
 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Üst pencereler armudî kemerlerle, alt pencereler de dikdörtgen süvelerle çerçevelenerek sivri kemerle bitirilmiştir. Dilimli kubbeyi dilimli bir kubbe kasnağı taşımakta ve caminin önemli taşıyıcı unsuru olan fil ayaklarını taçlandıran büyük dilimli kubbe ve kubbe kasnağı, cephe süslemelerinin tezyinî karakterini tamamlamaktadır. Ayrıca cephe üst seviyesindeki geniş mukarnas frizin üzerinde, tezyinat ve çini sanatında 16. asır boyunca kullanılan üç seviyeli bir palmet frizi ile burmalı kubbe kasnağı arasında tek sıradan oluşan ve kubbe kasnağının her sütunun üzerinde sütun kavisini takip ederek köşeleri belirleyip örten ikinci palmet frizi, zengin hareketlilikleri ile yapıya özellik katan tezyinat unsurlardir.
Türbe'nin alt seviyesi mukarnas, ikinci üst dizisi bademli mukarnaslar ve sarkitlardan oluşan şakulî üst çizgisinin sıkışık, köşeli, geometrik ifadesine karşılık, palmetli frizlerin geniş, yayılan ve yumuşak kavisleriyle hareketli ve zengin yapısı, âdeta caminin kaidesi ile kubbeler sisteminin karşıtlığını tekrar ederek birbirlerini heyecan verici bir şekilde tamamlamaktadır. Türbenin içi sarı, yeşil ve beyazdan oluşan renk düzeni ile Bursa Yeşil Camii'nin etkilerini taşıyan, yoğun ve aynı zamanda yavaş hareketlerle kıpırdaşan Rumi ve Hatayi unsurların dinamik bir satıh oluşturdukları muhteşem çinilerle kaplıdır.
Şehzade Camii, yücelik, zarafet, vakar ile renkliliğin birlikte yer aldığı aslî tezyinatını birçok Osmanlı eseri gibi kaybetmiştir. Yapıda bugün 16. asır İznik çini süsleme örneklerine rastlanmıyor; bu, en azından İznik çini sanatının gelişim tarihi bakımından mümkün olamayacağına göre, aslî çini tezyinatın Barok tezyinat uygulamasıyla tahrip edilmiş olduğu söylenebilir. Buna karşılık şehzade Mehmed Türbesi'nin renkli taş kakma ve mukarnas stalaktit frizlerden, tezyinîleştirilmiş palmet sıralarından ve minarelerin ikinci şerefelerine kadar uzanan taş kabartma tezyinattan oluşan zengin süslemesi Sinan'ın başka bir eserinde görülmez.

Genç yaşta ölen Şehzade'nin türbesinin ve caminin bir Cennet görünüşü kazanması için zengin bir şekilde tezyin edilmesini Kanuni'nin istediği düşünülebilir. Ancak, Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklu mimarilerinde örneği pek çok olan minare ve portalleri süsleme geleneğinin Edirne Bayezid ve İstanbul Sultan Selim camilerinin minarelerindeki sadeliğe mukabil İstanbul Bayezid Camii'nin kuzeydoğu minaresindeki süslemelerin bir benzeri olarak Şehzade'de de devam etmesi, Sinan'ın tarihî tecrübeye açık tavrının göstergesidir. Dış cephenin bu kabartma tezyinatı, Sinan'ın katıldığı 1517 Mısır Seferi'nde görüp incelemek imkânını bulduğu Memluklular dönemindeki Kahire mimarisinin bir yansıması da olabilir.
Osmanlı mimarisinde minare şerefelerinin taşıyıcı kaideleri ile sütun başlıklarının mukarnas ve stalaktitlerle immateriel hale getirilmesi, alışılmış bir özelliktir. Bu başlıklar, tezyinî elemanlar olarak Şehzade Camii son cemaat yerinde sütunların birbirine manevi bağlara benzeyen narinleştirilmiş kemerlerle bağlanmasını sağlar. Kare plandan dairesel kubbe kaidesine geçişi sağlamak için üretilen ve 13. asırdan 15. asır ortalarına kadar geliştirilerek yaygın bir biçimde kullanılan Türk üçgenlerinin farklı bir alandaki uygulaması olan baklavalı sütun başlıkları da Sinan tarafından Şehzade Külliyesi'nde kullanılmıştır.
Şehzade Camii'ni bir Cennet tasavvuru ile bütünleştirmeye yönelik bu tavır, İslâm mimarisini belirleyen, tasarımı tezyinî bir düzene kavuşturma iradesinin neticesidir. Yapının alt sevi-yelerinde, içinde tezyinî bir düzende yerleştirilmiş pencereleriyle diziler halinde tekrar eden kemerleri, kubbe ve yarım kubbe kasnaklarındaki pencereleri, son cemaat yeri sütunları, kemerleri, caminin iç ve dışta renkli taşların tekrarı ile oluşan immateriel tektoniklerin tezyinî nitelikleri de aynı iradeye bağlıdır. Bütün bu unsurlardan başka, zeminde, göz hizasında yapıyı çevreleyen pencere dizilerinin tezyinî niteliği, vakur ve zarif ifadesi, geniş açıklıkların şiş-kin ifadeli kemerlerle alçak sütunlar üzerinden yükselerek geçilmesiyle oluşan tarafsızlık, ferahlık ve sakin hareket ifadeleri, yapının tezyinî karakterini belirginleştirmeye yöneliktir.
Külliyenin diğer birimleriyle de desteklenen Şehzade Camii, mimarisinin tezyinî ve zarif karakterine karşılık merkezî kubbe, yarım kubbeler, köşe kubbeleri, fil ayağı kubbeleri ve minareleriyle o tarihe kadar erişilmemiş bir azamete sahiptir.
Sinan, mimarlık hayatının daha başında meydana getirdiği bu şaheseriyle İstanbul peyzajına yeni bir veche kazandırmıştır.
Şehzade'de merkezî kubbenin dört yarım kubbe ile desteklenmiş olması, Sinan'ın tasarımlarını Ayasofya'nın mimarisinin yönlendirdiği şeklindeki görüşü geçersiz kılar. Ayasofya'dan farklı bir yapı vücuda getirme tutkusu içinde Şehzade'yi tasarladığını ileri sürmek ise, yapının aslî özelliklerinin nasıl bir kültürel mimarî oluşumunun ürünü olduğunu kavrayama-yanların tek yönlü bir yaklaşımıdır.
Sinan'ın bu ilk âbidevî eserinin ana kubbesinin dört yarım kubbe ile desteklenmiş olması, onun yukarıda zikrettiğimiz şekilde tarihe, yer ve mimariyi oluşturan aslî etkenlere bakış tarzının sonucudur. Onun ilk yapılarından itibaren yeni ve özel çözümler geliştirmeye yönelik tavrı Tuhfetü'l-Mimârîn'de;
"Ayasofya tarzında yapılan binalar yeterince inceliğe sahip değilken, ben kulları Sultan Süleyman Han'ın şerefli binalarının (Süleymaniye) örnek ve öncüsü olan Şehzade Mehmed'in camiini tamamladım. Bu yüce binada güzel sanatların her türü birbirine uyumlu şekilde uygulanmıştır."
şeklindeki kendi ifadesiyle doğrulanmış, şehzade'yi hem mühendislik, hem de mimarî açısından tamamen farklı bir çözüm olarak vücuda getirmesiyle belirginleşmiştir.

 



 

 
Eklenme Tarihi: 2008/06/23 - 22:39 / Ekleyen: Mimar Sinan Webmaster

8888 sinan road, atatürk ile mimar sinan, atatürk mimar sinan, mimar, mimar ekibi, mimar kime denir, mimar nedir, mimar sina, mimar sinan, mimar sinan a mektup, mimar sinan biyografisi, mimar sinan camii, mimar sinan eserleri, mimar sinan forum, mimar sinan fotoğrafları, mimar sinan güzel sanatlar, mimar sinan güzel sanatlar fakültesi, mimar sinan hakkında, mimar sinan hakkında bilgi, mimar sinan hakkında bilgiler, mimar sinan hayat, mimar sinan hayati, mimar sinan hayati eserleri, mimar sinan hayatı, mimar sinan hayatı eserleri, mimar sinan heykeli, mimar sinan kimdir, mimar sinan konservatuar, mimar sinan lisesi, mimar sinan neden büyüktür, mimar sinan nın hayatı, mimar sinan resimleri, mimar sinan resmi, mimar sinan selimiye, mimar sinan selimiye camii, mimar sinan türbesi, mimar sinan universitesi, mimar sinan vikipedi, mimar sinan üni, mimar sinan üniversitesi, mimar sinan üniversitesi güzel sanatlar, mimar sinan üniversitesi güzel sanatlar fakültesi, mimar sinan üniversitesi resimleri, mimar sinan ünv, mimar sinan ın eserleri, mimar sinan ın hayatı, mimar sinan ın hayatı eserleri, mimar sinan ın yaptığı eserler, mimar sinana, mimar sinana mektup, mimar sinanin eserleri, mimar sinanin hayati, mimar sinanin hayati eserleri, mimar sinanin hayatı, mimar sinanın, mimar sinanın biyografisi, mimar sinanın eseri, mimar sinanın eserleri, mimar sinanın eserlerinin resimleri, mimar sinanın hayat, mimar sinanın hayati, mimar sinanın hayatı, mimar sinanın hayatı eseri, mimar sinanın hayatı eserleri, mimar sinanın hayatı esrleri, mimar sinanın hayatı kısa, mimar sinanın hayatı vikipedi, mimar sinanın hayatı yaptığı eserler, mimar sinanın kısaca hayatı, mimar sinanın mektubu, mimar sinanın yaptığı eserler, mimar sinanın yaşamı, mimar sınan, mimar sınanın hayatı, mimarsinan, mimarsinan atatürk, mimarsinan eserleri, mimarsinan kimdir, mimarsinan üniversitesi, selimiye cami, selimiye camii, selimiye camisi, selimiye camisi nerede, sinan, sinan göker, sinan perfume, sinan sakic, sinan vllasaliu, süleymaniye camii, süleymaniye camisi, teknoloji tasarım, şehzadebaşı cami, şehzadebaşı camii, mimar sinan, hayatı, eserleri, süleymaniye, selimiye, camii, selimiye camii, süleymaniye camii, mimar sinan'ın hayatı, Mimar sinan eserleri, mimar sinan hayatı, blue mosque

88