zur Homepage

          

 

 

30 Eylül 1520 de Sultan Süleyman Han 25 yaşında tahta geçmesi hem sultan için
hem de Mimar sinan için yeni ufukların miladıdır aslında.
 

18 Mayıs 1521 de Belgrad'a yolan çıkan osmanlı ordusunda Mimar Sinan'da vardı. Sinan o zaman 33 yaşındaydı.
En büyük arzusu ülkeler görüp görgüsünü artırmak olan Mimar Sinan'ın bu isteği
bir nevi gerçekleşmiş oldu.
Mimar Sinan bu sayede Balkanlar’da ki mimari yapıları ve Tuna'yı gördü.
İyi bir istihkamcı olarak yetiştirilen Mimar Sinan büyük bir ihtimalle
Belgrad'de yol boyu bozulan zarar gören ve kullanılmak üzere yapılan yeni köprülerin yapımında ve onarımında çalıştı.
 

 

18 Mayıs 1521 de Belgrad'a yolan çıkan osmanlı ordusunda Mimar Sinan'da vardı. Sinan o zaman 33 yaşındaydı.
En büyük arzusu ülkeler görüp görgüsünü artırmak olan Mimar Sinan'ın bu isteği
bir nevi gerçekleşmiş oldu.
Mimar Sinan bu sayede Balkanlar’da ki mimari yapıları ve Tuna'yı gördü.
İyi bir istihkamcı olarak yetiştirilen Mimar Sinan büyük bir ihtimalle
Belgrad'de yol boyu bozulan zarar gören ve kullanılmak üzere yapılan yeni köprülerin yapımında ve onarımında çalıştı.

 

Sekmanlar barış zamanında ise padişah ava çıkınca onla birlikte yer alırlardı.
1526 yılında Padişahla birlikte Mohaç seferine çıktılar. Ordu tuna nehrini gemilerle geçti. Fakat Sava ve Drava nehirlerinin üzerine köprüler kuruldu. Büyük bir ihtimalle bu köprülerin inşasında Mimar Sinan’da görev aldı diye düşünülüyor. Mohaç meydan savaşı sadece 2 saat sürdü. Kaçan Mohaç ordusu karasu bataklığında boğulmuşlardır.

 

 

 

Mimar Sinan Daha sonra Kanuni komutasında ki ordu da, Almanya (1529), Irak (1534), Korfu ve Pulya (1537) ile Boğdan (1538) seferlerine katılmıştır. Bu seferler sırasında yol üzerindeki eski yapıları tanıma fırsatını bulmuştur. Yıllar birbirini kovaladı. Seferlerde bir çok mimari eser gördü Mimar Sinan. Köprü yapım ve onarımlarında ki üstün başarılarından dolayı Yeniçeri ocağında hızla yükseldi.

Sırasıyla Mohaç seferi sonrasında Yayabaşı ve kapı yayabaşlığına, Almanya seferi sonrasında Zemberekçibaşılık rütbesine ve Van Gölü kenarında yaptığı kadırgalardan sonra ise Haseki rütbesine ulaştı.. Yeri gelmişken bu rütberleri de anlatalım.
Yayabaşı: Bugünkü rütbeyle bölük komutanlığı’na denk gelen subay rütbesi.
Zemberikçibaşı: Zemberek taşıması ve kullanılması çok zor olan bir ok türüydü. Savaşta fonksiyonları olan ağır bir silahtı.
Haseki: Sırdaş, yakın dost anlamına gelir. Saray hizmetlerinde bulunur. Yetkileri oldukça fazladır.
 

 

Mimar Sinan'ın son askeri seferi olan Prut nehri üzerine kimsenin yapamadığı köprüyü 10 günde inşa etmiştir. İşte bu gelecekte ki mimarbaşılığın kapılarının açılışının bir işareti idi aslında...
Şimdi gelin hep beraber bu köprünün hikayesini öğrenelim:
Ordu, yaptığı birçok seferde olduğu gibi, hiçbir direnişle karşılaşmadan ilerliyordu. Osmanlı ordusu Prut Nehri'ne vardı ve burada orduyu doğal bir zorunluluk durdurdu; ordu, tıpkı Van Gölü'nde olduğu gibi doğal bir engelle karşılaşmıştı. Orada gemi, burada köprü yoktu.



Ordunun Prut Nehri'ni geçmesi, Kara Boğdan içlerine doğru ilerlemesi gerekiyordu. Durmaya gelmezdi. Derhal bu işlerle ilgilenen mimarlar, işçiler çalışmaya başladılar. Nice mimar, nehir üzerine bir köprü kurmak için didiniyordu; herkeste bir telaş, bir telaş. Fakat ne çare! Kurulan her köprü kolayca, kartondan yapılmış gibi yıkılıveriyordu. Peki, koca Osmanlı ordusunda bir köprü kuracak denli iyi bir mimar yok muydu da kurulan köprüler birbiri ardına, kartondanmış gibi yıkılıveriyordu? Hayır, elbette öyle değil! Lakin mimarların köprü kurmaya uğraştıkları yer, bir bataklıktı. Balçık ve bataklığın üzerine yıkılmayacak bir köprü kurmak için uğraşıyordu ordunun mimarları. Üstelik kuracakları köprü haddinden fazla sağlam olmalıydı; çünkü köprüden koca bir ordu geçecekti.

Mimarları, onlara nezaret eden vezirleri bir şaşkınlık almıştı. Bataklık araziye kurulan köprülerin birbiri ardınca yıkılıp durması herkesi çileden çıkarıyordu. Canla başla çalışanlara bakıp bakıp "Bu iş olmayacak!" deyip dururken Lütfi Paşa'nm aklına Mimar Sinan geldi. "Bu işi yapsa yapsa Sinan Subaşı yapar!" dedi.
Lütfi Paşa derhal Kanuni Sultan Süleyman'ın huzuruna çıktı. "Saadetli padişahım! Bu köprünün yapımı, Sinan Subaşı denilen kulunuzun becerisiyle gerçekleşebilir," dedi.

Kanuni Sultan Süleyman, "Kimdir Sinan Subaşı?" dedi.
Lütfi Paşa, "Kendisi haseki kulunuzdur. Emir buyurun, meslektaşlarıyla birlikte bu işe o baksın!"
Kanuni Sultan Süleyman, "Ordudaki mimarların yapamadığını yapabilir mi?"
Lütfi Paşa, "Kendisi çok tanınmış bir ustadır! Maharetli bir mimardır!"
Kanuni Sultan Süleyman, hiç duraksamadan, "Tez baksın!" emrini verdi.
Lütfi Paşa, adam salıp Sinan'ı buldurdu. Kanuni Sultan Süleyman'ın huzuruna çıkardı.
Kanuni Sultan Süleyman, "Ne dersin Sinan Subaşı? Bu köprüyü kurabilir misin?"
Sinan, "Sultanımın emri, Allah'ın yardımıyla gerçekleşir!" dedi. Kanuni Sultan Süleyman da "Durma öyleyse!" dedi Sinan'a.
Huzurdan çıktıklarında Lütfi Paşa Sinan'a, "Haydi! Göreyim seni! Yüzümüzü kara çıkarma! Bizi mahcup eyleme!" dedi.
Sinan emrindeki mimarlar ve işçilerle derhal çalışmaya başladı. Hummalı bir çalışmadan sonra on üç günde köprüyü kurdu.
Sağlam mı sağlamdı kurduğu köprü. Öyle hiç balçık, bataklık üzerinde kurulmuş gibi değildi. Çok sağlam bir zemin üzerine kurulmuş, ne yaparsan yap göçmez bir köprüydü.

Mimar Sinan Padişahla çıktığı her seferde birçok mimari esere, medreselere türbelere, köprülere, camilere ve yapıtlara tanık oluyordu. Bunları inceden inceye incelemişti.
 

 

Mimar Sinan'ın Askerlik yaşamı boyunca yaptığı en uzun sefer Irakeyn Seferidir. Bu sefer sırasında Mimar Sinan Zemberekçi Başı idi. Ordu her zaman ki gibi Üsküdar’da bulunan ayrılık çeşmesi önünde toplandı. Daha sonra Selamet çeşmesinde selametlendik den sonra bugün Bağdat caddesi denilen o zamanlar Bağdat yolu olarak kullanılan yoldan yoluna devam etti. Sinan bu sefer sırasında Başta İznik’te Ayasofya sonra Kütahya’da ve Konya’daki Selçuklu mimari eserleri ve sonrasında ise Erzurum’daki Mimari eserleri inceleme fırsatını elde etmiş oldu. Sefer dönüşünde ise Diyarbakır ve Antakya’daki türbe ve camileri görme fırsatı bulmuştu.



Osmanlı Ordusu Van gölü kıyısı'na vardığında Vezir-i Azam Sadrazam Lütfi paşa Mimar Sinan'a Mimar Sinan'ın kitabında ki şu sözleriyle ona yeni bir görev verdi :
"Lütfi Paşa Hazretleri Van gölü üzerinde gemiler yapılarak suyun öte yakasında ki
düşman askeri'nin durumundan haberdar olmak istediler. Beni davet edip gemiler yapılmasına
mukayyet ol diye özellikle sipariş buyurdular. Kısa zamanda üç kadırga inşâ ettim.
Bütün yelkenlerini demirlerini ve küreklerini tedarik edip top ve tüfekle
donattım. Paşa Hazretleri kaptanlığını da yine sen yap diye buyurdular. Düşman askerinin durumu hakkında bilgiler edinince Lütfi Paşa son derece memnun oldular."

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.


Fakat bunun neresi ilginç diyebilirsiniz. İlginçliği tersane olmadan dağın başında inşa ettiği kadırgalardı. Bu kadırgalar öyle küçük bir tekne değildi. Hem yelkenle hem de kürekle hareket edebilen üç koca yelkenliydi.

 

Resmi tam ekran görmek için tıklayınız.

Bu sefer yolculuğu sonunda yaklaşık üç buçuk ay sonra Osmanlı'lar Tebriz'e vardılar. Tebriz'de Osmanlı'lardan kaçan Safevi Hükümdarı Şah Tahmaz Meydan savaşının olmasını geciktiriyordu. Bu durum Mimar Sinan'ın işine yarıyordu. Çünkü o Abbasiler'in, Büyük Selçuklular'ın, İlhanlı'ların, Akkoyunlu’ların, Karakoyunlu’ların çarpıcı eserlerini gördü ve incelemelerde bulundu. Bu eserleri iyice özümsedi.



Mimar Sinan’ın son seferi olan Boğdan (1538) dönüşünde Veziri azam Lütfi Paşa'nın önerisi üstüne Kanuni Tarafından o sırada boşalmış olan Baş mimarlık (reis-i mimarân-ı dergâh-ı âli) görevine getirildi. Ve bu Mimar Sinan'ın Hayatında bir dönüm noktasıydı.
 

 
Eklenme Tarihi: 2008/06/23 - 17:50 / Ekleyen: Mimar Sinan Webmaster

8888 sinan road, atatürk ile mimar sinan, atatürk mimar sinan, mimar, mimar ekibi, mimar kime denir, mimar nedir, mimar sina, mimar sinan, mimar sinan a mektup, mimar sinan biyografisi, mimar sinan camii, mimar sinan eserleri, mimar sinan forum, mimar sinan fotoğrafları, mimar sinan güzel sanatlar, mimar sinan güzel sanatlar fakültesi, mimar sinan hakkında, mimar sinan hakkında bilgi, mimar sinan hakkında bilgiler, mimar sinan hayat, mimar sinan hayati, mimar sinan hayati eserleri, mimar sinan hayatı, mimar sinan hayatı eserleri, mimar sinan heykeli, mimar sinan kimdir, mimar sinan konservatuar, mimar sinan lisesi, mimar sinan neden büyüktür, mimar sinan nın hayatı, mimar sinan resimleri, mimar sinan resmi, mimar sinan selimiye, mimar sinan selimiye camii, mimar sinan türbesi, mimar sinan universitesi, mimar sinan vikipedi, mimar sinan üni, mimar sinan üniversitesi, mimar sinan üniversitesi güzel sanatlar, mimar sinan üniversitesi güzel sanatlar fakültesi, mimar sinan üniversitesi resimleri, mimar sinan ünv, mimar sinan ın eserleri, mimar sinan ın hayatı, mimar sinan ın hayatı eserleri, mimar sinan ın yaptığı eserler, mimar sinana, mimar sinana mektup, mimar sinanin eserleri, mimar sinanin hayati, mimar sinanin hayati eserleri, mimar sinanin hayatı, mimar sinanın, mimar sinanın biyografisi, mimar sinanın eseri, mimar sinanın eserleri, mimar sinanın eserlerinin resimleri, mimar sinanın hayat, mimar sinanın hayati, mimar sinanın hayatı, mimar sinanın hayatı eseri, mimar sinanın hayatı eserleri, mimar sinanın hayatı esrleri, mimar sinanın hayatı kısa, mimar sinanın hayatı vikipedi, mimar sinanın hayatı yaptığı eserler, mimar sinanın kısaca hayatı, mimar sinanın mektubu, mimar sinanın yaptığı eserler, mimar sinanın yaşamı, mimar sınan, mimar sınanın hayatı, mimarsinan, mimarsinan atatürk, mimarsinan eserleri, mimarsinan kimdir, mimarsinan üniversitesi, selimiye cami, selimiye camii, selimiye camisi, selimiye camisi nerede, sinan, sinan göker, sinan perfume, sinan sakic, sinan vllasaliu, süleymaniye camii, süleymaniye camisi, teknoloji tasarım, şehzadebaşı cami, şehzadebaşı camii, mimar sinan, hayatı, eserleri, süleymaniye, selimiye, camii, selimiye camii, süleymaniye camii, mimar sinan'ın hayatı, Mimar sinan eserleri, mimar sinan hayatı, blue mosque

88